Osman Karatay

Osman Karatay

YazarÇevirmen
8.4/10
29 Kişi
·
54
Okunma
·
10
Beğeni
·
602
Gösterim
Adı:
Osman Karatay
Unvan:
Akademisyen, Yazar
Doğum:
Çorum, 1971
1971 yılında Çorum'da doğdu. Çorum İnönü İlkokulu, Çorum Atatürk Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü (1995) mezunu. Yüksek lisansını Gazi Üniversitesi SBE Ortaçağ Tarihi dalında 'Bosna Krallığı: Bağımsızlıktan Osmanlı Fethine Kadar Bosna' adlı çalışmasıyla (2002) yaptı. Doktorasını yine aynı bölümde 'Maveraünnehir Bulgarları Hakkındaki Rivayetlerin Tahlili' konulu çalışmasıyla yaptı. Üniversite yıllarında iken 1993-1995 arasında Yeni Hafta ve onu takip eden Gündüz gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Sosyo-ekonomik konularda fikir yazıları yazdı. 1995 yılında CHA temsilcisi olarak Saraybosna’ya gitti ve üç yıl orada kaldı. Bu arada Sırbistan, Hırvatistan, Sancak ve Kosova gibi yerlere araştırma gezileri yaptı. Dönüşünde Türk Tarih Kurumu’nun Türkiye’nin Sosyal ve Kültürel Tarihi (TÜSOKTAR) projesinde çalıştı. Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin kuruluşunda yer aldı ve 1999 -2000 yıllarında burada Balkan Araştırmaları Masası başkanlığı yaptı. Daha sonra Yeni Türkiye Yayın Merkezi tarafından yürütülen Türkler adlı projeyi yönetti. Dünyada Türkler hakkındaki en büyük çalışma olan toplam 37 ciltlik aynı adlı eserin ortaya çıkışında en fazla katkıyı yapanlardan biri oldu. Ayrıca bu esere iki bölüm yazdı. 2002 sonlarında Ankara’da KaraM yayınevini kurdu ve kısa bir süre sonra Çorum’a taşındı. Yayınevini bir Karadeniz Araştırmaları Merkezi hüviyeti kazanacak şekilde geliştirerek, 2004 yılı başında Karadeniz Araştırmaları adlı üç aylık akademik bir dergi yayınlamaya başladı. 2005 yılında ise Dr. Bilgehan A. Gökdağ ile birlikte 'Balkanlar El Kitabı' adlı büyük bir yayın projesine girdi. Halen KaraM’da bağımsız araştırma çalışmalarını sürdürmektedir.
İnsan en yakınındakilere laf anlatamazsa bu dünyanın anlamı kalmamıştır.
Osman Karatay
Sayfa 36 - Ötüken
Kahramanlar kendileri için yaşamazlar. Onları kahraman yapanlar, uğruna savaştıkları halkları ve inançlarıdır. Ama kahraman öyle olmalı ki, düşmanları dahi takdir etmeli.
Osman Karatay
Sayfa 15 - Ötüken
Her konuda büyüksünüz de, iş düşünmeye gelince mi küçülüyorsunuz? Unutmayın ki, düşüncede küçülenler işte büyüyemezler.
Osman Karatay
Sayfa 32 - Ötüken
Ülkemizdeki Türk tarihinin doğu avrupa dalında piyasadaki en kapsamlı ve donanımlı kitaptır.Bizzat benim hocam olan Serkan Acar ve Osman Karatay'ın editörlüğünde 11 akademisyenin birleşip ortaklaşa oluştuğu bir eserdir.21 Devlet,Hanlar hakkında 40 küsür sayfayı geçen bibliyografyasıyla oluşturulan Doğu Avrupa Türk Tarihini onlarca dipnot ve farklı kaynaklardan açıklayarak oluşturulan akademik bir kitaptır.Gerçek tarihçiliğin,bahsedilen her konunun belgelerini açıklayarak ve tartışma-kıyaslama yapmak için açıklamaya sunmaktadırlar.Çok kapsamlı bir kitap olup Hazar,Avrupa Hunları,Avarlar,Göktürkler gibi büyük Türk devletlerini onlarca sayfalarla her türlü bilimsel farklı açıklamalar ile okuyucu aydınlatırlar.Ben bölümüm gereği okudum,meraklısına ve araştırmacı kişilere tavsiye ederim elbet.
Osman Karatay, tarihçi kimliğini edebi süslemeler ile bizlere sunuyor. Ergenekon öncesi konuşulanları, bizlere edebi bir dille anlatıyor... Mürdüm, Türk milletinin milli şuuru açısından okunması gereken kitaplardan biri...
-Son bir kez öpeyim dede... -Yavrum benim... Az kalsın unutacaktım. Bir isteğim daha var, yapar mısınız? -Ne demek dedecim! -Yeni yurdunuzun adını 'Ergenekon' koyun. O da benim hatıram olsun. -Her şey senin hatıran dede... -Şunu da al evladım. Canın çektikçe yersin. -Ne var o torbada? -Mürdüm eriği. Gittiğiniz yerde yok...
Bu zamana kadar gelmiş proto-Türkler(ilk Türkler) nazariyesine reddiye şeklinde yazılmış, belge ve kaynaklı tarih kitabı.

İlk Türkler'in Altaylar tarafında çıktığı yerine Doğu Avrupa'da çıktığını savunan bir kitap.
Kitap çok uzun değil güzel ince bilgiler verebiliyor. Bu sayede kısa sürede canınız sıkılmadan bitirebileceğiniz bir kitap. Bir Türk olarak kendi tarihimiz hakkında bu kitap sayesinde daha iyi bilgi sahibi olabiliriz. OLAMAKTA ZORUNDAYIZ!!!
Osman hoca, Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü'nde öğretim üyesidir. Hoca'nın okuduğum ilk kitabı "Türklerin Kökeni" idi. Hocanın tespitleri linguistik tetkikleri ile sabittir. Bu kitap kısa zamanda çok baskıya ulaştı. Herkesin okuması gereken bir araştırma. Osman hoca ile şahsen tanışmam İzmir Türk Ocağı'nda, "Eski Türklerin Dini" adlı bir konferansı sırasında oldu. Hemen kitabımı da imzalattırdım tabi. Çıkarmakta olduğumuz "Der Ki Tarih" adlı derginin çalışmaları ve söyleşileri vasıtasıyla hâlâ görüşmekteyiz.
Kitabın ismi bir milletin kökeni seçilmiş. Birşeyin doğduğu yer,kaynak manasında anlaşılan "kök" kavramının bu kitapda tabiri caizse dallanıp budaklanma veya bir yere nüfuz etme, sirayet etme; girdiği yeri çiçeceği, kokusu, börtü böceği ile saran sarmaşık yaprakları olarak ortaya çıktığını söyleyebilirim. Yani birşeyin kökenine tam manası ile varamıyoruz ve bunu da yazarın sürekli olarak kitapta sorular sormasından anlıyoruz.
Karatay Hoca yanlış bilinen/gösterilen bilgi adı altındaki şeyleri - belki de tez olarak ortaya sunulan bilgiler- kaynak göstererek çürütmeye, sorular sorarak da -birşeyler yanlış-dikkat çekmek istemiş kitapta. En başta Ural-Altay dil grubuna sokulan Türk dili (bugünki Türkiye’de yaşayan insanların kullandığı dil) ile Fin-Ugor dil ailesine sokulmaya çalışılan Macarlar diline (bugünki Macaristan’da yaşayan insanların kullandığı dil) dikkat çekmek istemiş. Türkler, Macarlar, Finliler, Moğollar’ın dillerinde kullandıkları 400 küsur kelimenin birbirleri ile karşılaştırmasında kelime kökeni olarak Macar dili ile Türk dilinin onlarca kelimede benzerlik gösterdiğini ispat etmiş verdiği örneklerle. Dolayısı ile Macarlar’ın Finlerden çok bizlere yakın bir dil geçmişi (bir arada yaşama,kader birliği) olduğunu kanıtlayan örnekler veriyor.Bunun yanında da Türkler'in Moğollar’dan uzak bir kültür geçmişine sahip olduğunu, ısrarla yapılan bu dil gruplandırmasının “başka amaçlara, gizli bir niyete hizmet ettiği” ne dikkat çekmek çekiyor. Macar dilini araştıran Yahudi bir dil bilimcinin/araştırmacının “Macar milleti Türk milleti ile çok yakındır” tezini ortaya koyan araştırmasını beğenmeyen dönemin Avusturya-Macaristan impaatoru emri ile art niyetli dil araştırma grupları/bilimadamlarına antitezler hazırlattırıldığına dair bilgiler mevcut kitapta.
Neden ? O dönemde Avusturya-Macaristan kralı neden böyle bir şey istemedi? Siyasi olarak o dönemde Osmanlı İmpatorluğu etkisine girecek Macarlar'ın Türk milleti ile biraya gelmesini istemedi anlaşılan...
Diğer tarafdan kitapta “Türk, Turco...vb.” benzeri isimlerle birçok yabancı kaynakta, araştırmada ismi geçen Orta Asya kökenli, Ural dağlarından başlayıp batıya Macar Ovası’na, aşağıda İran’a, hatta batının batısı Britanya Adası’na kadar ulaşan “Türk” ortaya çıkıyor kitapta. (burada ben "Türk" kelimesinden Orta Asyadan Doğu Avrupa'ya, oradan Avrupa'nın içlerine, kuzeyde Balkanlara sıçrayan bir çarpan etkisini, çarpan katsayısını anlıyorum, bir millet değil. Çünkü Türkler Budizm'den tutun, Musevilik, İslam dinlere inanmış, ayrışmış, birbirleri ile kabileler, boylar , devletler halinde tarih boyunca savaşmış, devletler kurmuş, Bulgarlar'ın, Macarlar'ın milletletleşmesinin, devletleşmesinin ana etkeni olmuş, hatta Balkanlarda Hırvatlara etki etmiş, Roma Dönemi'nde Britanya Adası'na sıçramış, tüm Avrasya coğrafyasında ortak genetik üst kimlik olarak varolmuştur).
Yazar değişik yabancı kaynaklardan alıntı yaptığı kitabında öne çıkan ana tema "Türk" denilen kavramın tek bir kültür ve millete ait olmadığı, bütün Orta Asya coğrafyasından (kuzeyi ile güneyi ile ) Britanya Adası'na kadar uzanan, Ortadoğuda başta İran olmak üzere yayılan, devletleri, milletleri, boyları, insanların yerinden eden, adeta bir fay kırılma etkisi yaratan ve tarih sürecine çok büyük katkıları olan bir çarpan etkisi gerçeğini ortaya koyuyor. "Türk" çatı kelimesi altında şu an birçoğu Hristiyan dinine mensup Macarlar,Bulgarlar, Hırvatlar’ı, hatta Roma İmparatorluğu zamanında Britanya'ya kadar uzanan "Yazığlar" isimli bir Türk boyunu öğreniyoruz.
Yazar’ın verdiği bir örnek beni çok etkiledi. Orta Çağ’da Anadolu’da bir Türk ile bir Rum’un evlenmesi ve bunların birbirleri ile evlenmelerinden yeryüzüne arz olunanların (doğanlar) 1900’lü yılların ortasında 16 milyona varan bir “Türk kanının” ortaya çıkacağı gerçeğini basit bir matematiksel hesap ile ortaya koyuyor.
Kitaptan çıkardığım özet sonuç yeryüzü üzerinden birçok kültür, millet, devlet, renk vardır. Türkler de mozaiğin göz alan etkileyici bir taşıdır. Tarihi süreç içerisinde bu renklerin kaynaşmıştır. Hepimiz Adem’den meydana gelen insanoğluyuz ve hepimizin kaynağı belli.
Bir Bosna-Hersek göçmeni olarak dönemin siyasetini, siyasi yapısını halkın durumunu ve ilişkileriçok güzel anlatan bir kitap. Balkan tarihine merakı olanların kesinlikle okumasını tavsiye ederim. Özellikle kaderine terk edilmiş bir coğrafya olan balkan halkının sorunlarını görmek isteyenler için başlangıç kitabı olabilir.
Bosna gerçeğini milli ve realist bir bakışla sunmuş. Bizatihi Bosna'da bulunan yazarın bilgi birikimi ve analitik değerlendirmeleri gayet iyi, Balkanlara ve Bosna'ya ilgi, sevgi ve hasret duyanlara tavsiye edilir.
Osman Karatay etimolojinin ötesinde, benzerlikler üzerinden ilginç bir tarihi araştırma metodu kullanıyor. O, etimolojik olarak bir kök benzerliğinden hareketle herhangi bir toplumun kökenine ilişkin hüküm vermek yerine, benzerlikleri okuyucuya anlatıp, dönemin tarihi gerçekliğine dair diğer bilgileri sunup "olabilir" şerhi düşüyor. Daha açık anlatmak gerekirse, "her iki kelime birbirine benzer, o yüzden bu topluluk, şu topluluk ile aynıdır" demek yerine, okuyucuyu tarih mantığı açısından ittifak edeceği nihai bir noktaya, okuyucu bunu fark etmeden getiriyor. Yazarın tek bir kelime üzerinden başlattığı medeniyetlerin tarihlerine ilişkin araştırmada kelimemiz "mag". Bu kelimenin ilk kullanıldığı nokta olarak Med uygarlığı içerisinde hakim bir topluluk olan Magları gösteriyor. Magların bir din adamı zümresi olduğu, ilerleyen dönemde Antik Yunan'dan, Saksonlara uzanan kelimenin geçmişinden din ve kehanet olgularının çıkarılıp; İngilizce magic (büyü, sihir) kelimesine doğru yapılan bir seyri anlatıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Osman Karatay
Unvan:
Akademisyen, Yazar
Doğum:
Çorum, 1971
1971 yılında Çorum'da doğdu. Çorum İnönü İlkokulu, Çorum Atatürk Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü (1995) mezunu. Yüksek lisansını Gazi Üniversitesi SBE Ortaçağ Tarihi dalında 'Bosna Krallığı: Bağımsızlıktan Osmanlı Fethine Kadar Bosna' adlı çalışmasıyla (2002) yaptı. Doktorasını yine aynı bölümde 'Maveraünnehir Bulgarları Hakkındaki Rivayetlerin Tahlili' konulu çalışmasıyla yaptı. Üniversite yıllarında iken 1993-1995 arasında Yeni Hafta ve onu takip eden Gündüz gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Sosyo-ekonomik konularda fikir yazıları yazdı. 1995 yılında CHA temsilcisi olarak Saraybosna’ya gitti ve üç yıl orada kaldı. Bu arada Sırbistan, Hırvatistan, Sancak ve Kosova gibi yerlere araştırma gezileri yaptı. Dönüşünde Türk Tarih Kurumu’nun Türkiye’nin Sosyal ve Kültürel Tarihi (TÜSOKTAR) projesinde çalıştı. Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin kuruluşunda yer aldı ve 1999 -2000 yıllarında burada Balkan Araştırmaları Masası başkanlığı yaptı. Daha sonra Yeni Türkiye Yayın Merkezi tarafından yürütülen Türkler adlı projeyi yönetti. Dünyada Türkler hakkındaki en büyük çalışma olan toplam 37 ciltlik aynı adlı eserin ortaya çıkışında en fazla katkıyı yapanlardan biri oldu. Ayrıca bu esere iki bölüm yazdı. 2002 sonlarında Ankara’da KaraM yayınevini kurdu ve kısa bir süre sonra Çorum’a taşındı. Yayınevini bir Karadeniz Araştırmaları Merkezi hüviyeti kazanacak şekilde geliştirerek, 2004 yılı başında Karadeniz Araştırmaları adlı üç aylık akademik bir dergi yayınlamaya başladı. 2005 yılında ise Dr. Bilgehan A. Gökdağ ile birlikte 'Balkanlar El Kitabı' adlı büyük bir yayın projesine girdi. Halen KaraM’da bağımsız araştırma çalışmalarını sürdürmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 54 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 66 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.