Çocukken annem hayatımın her yerindeydi;nasihatler,eleştiriler ve tüm bunaltıcı annelik işleriyle.Beni yalnız bırakmasını dilediğim çok an oldu.
Sonunda bunu gerçekten yaptı.Öldü.Ziyaretler bitti,telefonlar kesildi.Ne olduğunu anlamadan köklerinden koparılmış gibi,bir nehrin herhangi bir kolundan tepe aşağı sürüklenir gibi süzülmeye başladım..
Nobel Ödüllü Diye Her Kitabı Sevmek Zorunda mıyım? Hayır.!
Herkese merhabaBugün yine bir popülerlik rüzgarına ve taze Nobel Ödülü etiketine kapılarak başladığım ama maalesef bitirene kadar sabrımı sonuna kadar zorlayan bir kitapla geldim:Yunanca Dersleri...
.
Kitap kötü mü? Şimdi pek hakkını yemeyelim; içinde "Kötülük Problemi" gibi insanlığın içinden çıkamadığı çok güçlü felsefi sorgulamalar,muazzam cümleler var, özellikle (Sayfa 36'da) bulunan.Ama gelin görün ki bir kitabın "felsefi" olması,onun iyi bir roman olduğu anlamına gelmiyor maalesef..
Peki neden sevmedim..
Kitap aşırı durağan ve mesafeli.Kitapta neredeyse hiçbir olay yok. Biri konuşma yetisini, diğeri görme yetisini kaybeden iki insanın iç dünyasını, monologlarını okuyoruz ve bu bir süre sonra çok sıkıcı gelmeye başladı..Su gibi akıp giden bir hikaye bekleyenler için tam bir hayal kırıklığı..
Kısacası bir popüler kitap daha beni hayal kırıklığına uğrattığı bir de ödüllü kitaplar konusunda daha da bir ön yargılı oldum..
Herkese keyifli okumalar dilerim..
Hiçbir yerde fotoğraf çekmedim. Manzaralar yalnızca gözbebeklerimin içine kaydoldu.Nasıl olsa kameraya dahil olamayan sesler,kokular ve dokunuşların her biri kulaklarıma,burnuma,yüzüme ve ellerime ayrı ayrı kazınmıştı..