Harvardli iki felsefe profesorunden muthis calisma. Felsefeyi mizah yoluyla ve "felsefesprilerle" anlatma ve her turlu insanin anlayabilecegi noktaya getirme amaciyla yazilmis ve bu amaci da bence basarili olarak yerine getirmis bir kitaptir. Guldum de dusundum de diyecegim, diyorum, " guldum de dusundum de". Dedim bile.
Foucault bu konuda suna odaklanmistir: kulturel degerlerin toplumsal iktidara goreliligi. Kulturel degerlerimiz, ozellikle normal saydiklarimiz, toplumsal denetimin nasil saglanacagini belirler ve onun tarafindan belirlenir. Bir cagda denetimi elinde tutan ruhban sinifiyken, bir diger cagda denetim doktorlara gecer. Bu durum, akil hastasi sifatiyla cagrilan kimselere nasil davranildigina dair acilimlar icerir. Kisacasi, her daim gecerli ve mutlak bildigimiz degerler aslinda kimin iktidarda olduguna ve iktidari nasil kullandigina gore degisen surekli bir tarihsel akis icindedir.
Bir salyangoz, iki kaplumbaga tarafindan soyulmustur. Polis, salyangoza olayin nasil cereyan ettigini sorar. "Bilemiyorum," der salyangoz, "her sey o kadar hizli oldu ki..."