Foucault bu konuda suna odaklanmistir: kulturel degerlerin toplumsal iktidara goreliligi. Kulturel degerlerimiz, ozellikle normal saydiklarimiz, toplumsal denetimin nasil saglanacagini belirler ve onun tarafindan belirlenir. Bir cagda denetimi elinde tutan ruhban sinifiyken, bir diger cagda denetim doktorlara gecer. Bu durum, akil hastasi sifatiyla cagrilan kimselere nasil davranildigina dair acilimlar icerir. Kisacasi, her daim gecerli ve mutlak bildigimiz degerler aslinda kimin iktidarda olduguna ve iktidari nasil kullandigina gore degisen surekli bir tarihsel akis icindedir.
Bir salyangoz, iki kaplumbaga tarafindan soyulmustur. Polis, salyangoza olayin nasil cereyan ettigini sorar. "Bilemiyorum," der salyangoz, "her sey o kadar hizli oldu ki..."
Evli cift, balikcilikla unlu bir tatil yoresine gider. Ilk gun adam sekerleme yaparken karisi kayigi alip golun ortasinda guneslenmeye ve kitap okumaya karar verir. Kadin kayikta guneslenirken yerel polis sefi bir baska tekneyle yaklasir:
"Golun bu kisminda balik avlamak yasaktir, hanimefendi. Tutuklusunuz."
"Iyi de," der kadin, "ben balik tutmuyorum ki!"
"Hanimefendi, balikcilik icin gerekli butun donanima sahipsiniz. Sizi iceri almak zorundayim."
"E, peki," der bu sefer kadin, "o zaman ben de sizi tecavuzle suclarim."
"Size elimi bile surmedim."
"Oyle. Ama gerekli butun donanima sahipsiniz."
Ikinci dereceden delillere nicin ihtiyatla yaklasmaliyiz?