“İngilizlerin toplum bilinci ikimizi de (Rahşan Ecevit) çok etkiledi. Tabii İkinci Dünya Savaşı yeni bitmişti ve İngiltere’nin ekonomik sıkıntıları çok büyük ölçülerdeydi. Birkaç yıldan beri, her şey karneyle veriliyordu ve çok sınırlıydı. Orada İngilizlerin bütün sıkıntıları ortak yaşamaları, ikimizi de çok etkilemişti. Mesela bir-iki karaborsa yiyecek dükkânı vardı, sadece yabancılar giderdi ama İngilizler gitmezdi. O toplum bilinci, sıkıntılara birlikte katlanma anlayışı… Su kıtlığı da vardı. Ama herkes bilirdi ki İngiltere kralının ailesi de aynı kurallara uygun davranıyordu.
Toplum bilinci ve dayanışmayı keşfetmiş bir halkın, savaş sonrası sıkıntılarını nasıl birlikte ve sosyal adalet anlayışı içinde göğüsleyebildiğini yakından gördüm. Darlığı olan bir ihtiyaç maddesinin sıkıntısına herkes şikâyetsiz katlanırdı. Çünkü herkes; bir köylü de, bir işçi de, bir küçük memur da bilirdi ki kendisi ne kadar et, peynir ya da yağ yiyebiliyorsa kraliçe de, başbakan da, lordlar da o kadarını yiyebilmektedir.”
“Bilmeme gerek yok çölleri ya da al mekânları
Güneşin yaşadığı yerleri, büyük denizler veya büyülü adaları,
Dağ teraslarında öbeklenmiş çam ormanları;
Ve fısıldaşarak seslendikleri rüzgârlı yolları
Dokunmuyor kalbime hiçbir uzak çan,
Dünyevi Kralların kalabalık şehirlerinde çalan.
İşte burada buldum aklımdan çıkmayan içten mutluluğu.”