Alan Moore

Alan Moore

Yazar
9.3/10
441 Kişi
·
916
Okunma
·
78
Beğeni
·
2981
Gösterim
Adı:
Alan Moore
Unvan:
İngiliz Yazar ve Çizgi Roman Yazarı
Doğum:
Northampton, İngiltere, 18 Kasım 1953
Alan Moore, 1953 Northampton, İngiltere doğumlu yazar ve çizgi roman yazarıdır. Frank Miller ile birlikte çizgi roman dünyasını değiştiren sanatçı olarak anılmaktadır. Yazdığı birçok çizgi roman Hollywood tarafından filme çekilmiştir. Bunlardan başlıcaları "Watchmen", "From Hell", "V for Vendetta" ve "The League" sayılabilir.

1979 yılında İngiliz 'Sounds' müzik dergisinde karikatür çizeri olarak çalışmaya başlayan Moore, zamanla çizim konusunda yeterince iyi olmadığını anlayarak yazarlığa yoğunlaştı. İngiltere'nin meşhur '2000AD' dergisinde çeşitli karakterler yaratan Moore, özellikle 'Marvelman' serisi ile ödüller toplamaya başladı. (British Eagle Awards for Best Comics Writer, 1982 and 1983)

DC firmasının "Swamp Thing" dergisi ile ABD'ye yöneldi. Edebi değer taşıyan metinlerinde çevre, toplum, bireyin toplum içindeki yeri sorgulanıyor, bu ise dönemin genel geçer çizgiroman anlayışıyla çelişki yaratıyordu.

Yine aynı firma için çeşitli işler yaptıktan sonra 1986 yılında yayımlanan 'Watchmen' sınırlı serisi çizgiroman camiasını ve tarihini kökten sarstı. Bu gelişkin kurgu yapıtta süperkahraman kavramı etrafında topluma dair sert bir siyasal eleştiri vardı.

Alan Moore, türün kalıplarını ve araçlarını bozan, parçalayan, onları farklı içeriklerde tekrar kurarak okuyucuyu şaşırtan ve düşünmeye zorlayan bir tarz kullanır.
"Beni öldürmeyi mi düşünüyordunuz? Bu pelerinin altında etten ve kemikten bir beden yok.
Sadece fikir var.
Ve fikirlere kurşun işlemez."
İşte.
Beni öldürmeyi mi düşünüyordunuz? Bu pelerinin altında etten ve kemikten bir beden yok.
Sadece bir fikir var.
Ve fikirlere kurşun işlemez.
"Hiçbir şey umutsuz değil. Hayat devam ettikçe değil."
Alan Moore
Sayfa 67 - İthaki, 2.Baskı, Alan Moore - Dave Gibbons, Çeviri: N.Can Kantarcı, N.Y.Times Bestseller
Herkes özeldir. Herkes. Herkes bir kahramandır. Bir aşıktır. Bir budaladır. Bir zalimdir. Herkes.
Herkesin anlatacak kendine has bir hikayesi vardır.
396 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Kitaba başlayacaklara tavsiye:
Kitaba başlamadan önce iyice bir havalandırın :)))
Kuşe kağıt kokusu o ağır geldi ki bana sıcakta hiç çekilmedi, başımı ağrıttı ama değdi :)
Aşırı spoiler içerir!!!!!!!
Okuduğum ilk çizgi roman.

Kitabın önsözünden bir paragraf ile başlamak yerinde olur;
"Şimdi 1988 yılındayız Margaret Thatcher görevinde üçüncü döneme giriyor ve kendinden emin bir şekilde Muhafazakârların liderliğini kesintisiz olarak gelecek yüzyılda taşıyacağını söylüyor!"
#41939613

1997 yılında başlıyor kitap.

İngiltere, faşist Adam Susan tarafından her yerde olan kameralar sayesinde her şeyi dinleyip, gözetleyebildiği “Kader” adındaki bilgisayarının karşısında oturularak yönetilmekte. Polislerin, basının ve yönetime yardımcı olan diğer "yandaşların" adları gayet açıklayıcı. "Göz, Kulak, Burun, Parmak."
Sürekli izlenen ve dinlenen bir ülkede her türlü zulüm, adaletsizlik, baskı, baskı, baskı...

1992 ve 1993 yıllarına bir kamp kurulmuş "LARKHİLL." Zenciler, eşcinseller, Yahudiler yani iktidarın kabullenmediği azınlıkların toplandığı bir kamp.

Bilim adamlarının deneylerinde kullanılan insanlar ve bu insanların tutulduğu ayrı koğuş ve odalar I-II-III-IV ve kahramanımız V,
V. oda.
4 düzine denek ve bunlara yapılan iğnelerden sonra yüzde yetmiş beşinden fazlası ölüyor. Sağ kalan bu deneklerden biri de Bay V.
Bay V' nin bahçe projesinde hiç çalışmasına izin veriliyor, olası yiyecek kıtlığını çekmemek için. Bahçe çalışmalarında çok iyi olduğunu görüyorlar. Meşhur güller bu bahçeden...
Bay V zamanla isteklerine başlıyor. İlk olarak amonyak bazlı gübre, bu gübreyi odasının çeşitli yerlerine yerleştiriyor. Daha sonraki isteği ise yağ çözücüsü... Ve odasının içi zamanla çöple doluyor. Hastanın zaten ilginç bir vaka olduğunu bilen doktor onun yaptığı ve anlam veremediği bu işlerin iğnenin yan etkileri olduğunu düşünüyor, bu yüzden de deneğin yaptıklarının onun zihninde bir anlamı olduğunu. Üzerinde de durmuyor.

Ve bir gün bir patlama "hardal gazı!" Amonyak, yağ çözücü ve diğer malzemeler... Bay V kaçma planını gerçekleştiriyor, artık özgür. Bunun sonrasında kamp kapatılıyor ve Bay V'nin kimse nereye gittiğini bilmiyor.

Olaydan 4 yıl sonra ortaya çıkıyor Bay V. Bu kampta ona işkence çektirenlerin hepsini sırayla öldürme planını gerçekleştirmek için.
Bu yıllarda işlenmiş cinayetleri de var.
Ama sonradan anlaşılıyor, olaylar çözüldükten sonra.

İlk olarak parlamento binasını bombalıyor, heykel ile yaptığı adaletli bir konuşmadan sonra adalet heykelini de yerle bir ediyor...:)
Kamp listesindeki isimlerle sırayla devam ediyor.
Denekken ona iğneyi yapan patoloji uzmanı doktor Surridge Delia Anne'yi iğne yaparak öldürüyor.

Evey ile tanışmaları:
Parasızlıktan bedenini satmak için yanlış adamlara (devriye gezen ahlak zabıtlarına) teklifte bulunan Evey'i adamların elinden, ölümden kurtarıyor Bay V.
Ve onu yaşadığı o muhteşem yere götürüyor, onu sınıyor, ülkeyi, düşüncelerini anlatıyor ona ve en son yarım kalanı tamamlamak artık Evey'in görevi oluyor.

Karakterlerden başka biri piskopos Lilliman;
Kampta bulunanların ruhsal sağlığını denetlemek amaçlı bir din adamı hani şu
#41968134
Pedofolik...

Diğeri de; #41993582 diyen Rose...

Kocası öldürüldüğü için dul kalan ve bundan dolayı da düştüğü durum, çalışmaya mecbur olduğu için istemediği bir işi yapmak zorunda...

Ve teşkilattan biri ölünce onun yerine geçebilmek için birbiriyle yarışanlar...
Conrad, Creedy...
Herkesi hak ettiği şekilde cezalandırıyor Bay V.

Bay V' ye ve ülkeye karşı yapılması gereken son görevini yapmadan önce Evey sonunda kararını vererek Bay V'nin maskesini açıyor, şaşırtıcı ama kim olduğu belirtilmiyor.
#42012065

Çizimleriyle, konusuyla ve en önemlisi verdiği mesajlarla gerçekten kesinlikle okunulması ve filminin de izlenmesi gereken, hem yaşanmış bir döneme hem de günümüze hitap eden bir kitap.

Kitabın son sözünde de karakterin yaratılma aşamasını yazmış yazar. Bay V'nin kim olduğunu da yazmamış.
Yorucu, bunaltıcı bir süreç. Ve sonunda da hak ettiği emeklerinin karşılığı bu muhteşem eser.

Filmini ilk izlediğimde sonunda "Vay be" demiştim ve unutamadığım filmler ve tavsiye ettiğim filmler arasındaki en başta gelen filmlerden ikincisiydi. Tabii ki kitaptan sonra tekrar izlemeyi hak ediyor.
İzleyip Bay V'nin kim olduğunu bulmalı...

"Bu pelerinin altında etten ve kemikten bir beden yok.
Sadece bir fikir var.
Ve fikirlere kurşun işlemez!!!"
286 syf.
Film izlemeyi çok seven biriyim. Ama kitaplar filme uyarlandığında aynı tadı vermiyor, diye düşünüyorum. İlk defa bunun aksini düşündüm bu filmle. Çünkü film kitaptan çok daha başarılı olmuş. Belki de ben adamın sesine aşık olduğum için böyle düşünüyorum. :) Kitap İngiltere deki totaliter rejime karşı çıkan, sindirilen halka özgürlüğünü geri vermek isteyen, müthiş bir zekaya sahip, yüzünü kaybetmiş maskeli bir kahramanı anlatıyor. Ayrıca çok güzel bir aşk hikayesi var. Okuduğum en iyi kitaplardan biri ve izlediğim en iyi filmlerden diyebilirim.
"Bu maskenin altında bir yüz var, ancak benim değil. Ne altındaki kaslardan daha ‘ben’dir o yüz, ne de altındaki kemiklerden. Bu maskenin altında etten daha fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var! Ve fikirlere kurşun işlemez." Kesinlikle tavsiye ederim.
456 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Okumak isteyen, okuyan ve filmini izleyip merak eden çok fazla arkadaş var. Bu inceleme umarım onlara yardımcı olur....

''Çizgi Roman'' kategorisindeki bir kitaptan beklentileriniz nelerdir ?

Bol ekşın mı ?

İyilerin hep kazanıp, kötülerinden artistlik yapa yapa en
sonunda kaybetmesi mi ?

Düşük bir edebi değere sahip olup, fazla kafa yormaması mı ?

Genel olarak kafa dağıtmak için alıp okumamız mı ?

Aradıklarınız bunlarsa süper! Çünkü bu kategoride bulabileceğiniz bir çok kitap var, hemen internetten yüzlercesine ulaşabilirsiniz. He, eğer watchmen'i soruyorsanız; ''Çizgi Roman'' adı altında geçen bu kitapta, bunların hiçbiri yok. Aksine makul düzeyde bir ekşın, romanlardakinden bile yüksek edebi değer ve kimi yerlerde insanı düşünmeye sevk eden sözler, iyilerin her zaman iyi roller oynamadığı kimi zaman serçe parmaklarını koparıp kimi zaman polislerin başa bela olduğu anlar, Amerika'nın Rusya'yla, Fransa'yla ilişkileri, soğuk savaş dönemi, 80'lerdeki atom bombası geyiğini gibi birçok şey var bu kitabın içinde.

İlk başlarda fazla aksiyon olmayınca biraz hayal kırıklığı yaşadım. Sonuçta işin içinde o kadar süper kahraman var ve bir miktar aksiyon bekliyorsunuz. Kitabın esas olayını anladıktan sonra bu hayal kırıklığım da geçti, kitabın atmosferine bayıldım!

Rorschach, uzun zamandır süper kahramanlar dünyasından görmek istediğim karakterlerden: Gizemli, ürkütücü, güçlü, yetenekli, çok çene çalmayıp konuştuğunda da mantıklı konuşan, havalı ve 1.68 boyunda bir karakter. Ayrıca Rorschach kostümünü diğerleri gibi özel olarak felan tasarlatmıyor; bir kadın kendisine yapılan kıyafeti sevmiyor, Rorschach da bunu alıyor ve kesip biçip havalı bir maske yapıyor. Daha ne olsun!

Film uyarlamasından da birazcık bahsetmek isterim;
Çizgi roman kadar etkilemez sizi buna lafım yok; ama kitaba bu kadar bağlı kalarak uyarlanmansı her babayiğidin harcı değildir, hele hele bu bir çizgi romansa ya da işin içinde bu kadar süper kahraman varsa. Hikayeyi bize sunmaktan ziyade ordan biraz kısarak aksiyonu arttırabilirlerdi, şartlar buna uygun. Yapmamışlar ve iyide yapmışlar. Taktir Point! Sabah burada Rorschach'ın sözlerini alıntı olarak paylaşıyorum, akşam filmi açıyorum ve paylaştığım söz filmdeki karakterin ağzından aynı yerde söyleniyor, bir tuhaf oluyorum,.Değişik bir mutluluk bu, tarifi yok :D

Açıkcası kitap bazı bölümler ve sonu dışında her şeyiyle hoşuma gitti. Çizimler olabileceğinin en iyisi, suan bile bu düzeyde çizebilen insanlar var mıdır bilmiyorum. Saygılar Dave Gibbons.

Söylemek istediğim bir iki bir şey daha vardı; ama arka sokaktaki çocuklar torpil patlattı üstüne bir de seçim arabası geçti, bütün kafam karıştı. Bıraktım kağıdı kalemi...

Sonuç olarak; alın, okuyun, okutturun, bir şeyler yapın işte. Ben arka sokağa gidiyorum !

Saygı ve Selametle...
50 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Çizgi romanımızın özgün adı Batman The Killing Joke yani Batman Öldüren Şaka. Evet Batman ismi yer alıyor çizgi romanımızın isminde ve yine evet Batman karakteri de yer alıyor bu çizgi romanda. Ancak Killing Joke için asıl söylenecek şey bu çizgi romanın aslında bir çizgi roman karakterinin origin hikayesini anlattığı. Bu karakter ise Batman değil, Joker. Joker karakterini birçoğumuz Christopher Nolan'ın üçlemesindeki ikinci film olan The Dark Knight filmiyle tanıdık. Bunun sebebi de hiç kuşkusuz bu filmde Joker karakterini canlandıran Heath Ledger'dı. Ki kendisi filmin üzerinden çok da uzun bir zaman geçmeden vefat etti. Tüm çizgi roman severler, sinema severler Joker karakteri için onun yerine kimseye koyamadılar ve belki de hiç koyamayacaklar. Heath Ledger, Joker karakterinin çehresini değiştirdi diyebiliriz. Joker karakterinin origin hikayesini anlatan bir kitaba inceleme yaparken bu efsane isimden bahsetmemek olmazdı tabii.

Batman Killing Joke çizgi romanında bize geçmiş ve bugün aracılığıyla Joker karakteri tanıtılıyor diyebiliriz. Sayfa sayısı çok az olmasına rağmen Joker'in ağzından çıkan cümleler vasıtasıyla onun hakkında birçok yargıya varabiliyoruz. Alan Moore ve Brian Bolland tarafından 1988 yılında ilk baskısı yapılan bu eser daha sonra tekrar renklendiriliyor. Ülkemizde ise JBC Yayıncılık tarafından basılıyor ve bu baskı tam anlamıyla harika. Renk paletleri muhteşem, Joker'in geçmişteki yaşamına flashback yapılan sayfalarda renk olarak siyah-beyaz kullanılması detayı muazzam, geçmiş ve bugün arasında yapılan zaman değişimlerinde geçmişteki karakterin son hareketinin bugünkü karakterin ilk hareketi olması gibi durumlar olağanüstü. Tabii bunlar teknik detaylar ancak bir çizgi romanda bu en az hikayenin etkileyiciliği kadar önemli. Adı üstünde çizgi roman, çizimler ve kullanılan renkler çok önemli. Şimdi gelgelelim çizgi romanımızın içeriğine. Aslında anlatılan şey o kadar dramatik ve korkunç ki. Joker bize şu mesajı vermeye çalışıyor bu çizgi romanda: Son derece sıradan bir insanın bile delirmiş bir hale gelebilmesi için geçireceği tek bir kötü gün yeterlidir. Yani mantık ile delilik, akıl sağlığı ile delirmişlik arasında o kadar ince bir çizgi var ki; hepimiz, en akıllımız bile deliliğin sınırlarında geziniyoruz aslında. Joker'in bunu anlatmak için kurduğu cümleler o kadar etkileyici ki. Sıradan bir insanı kendisini dinleyenlerin karşısına çıkarıp o sıradanlığı öyle bir tanımlayışı var ki o sayfa tabiri caizse tadından yenmiyor. Sonuç olarak hikaye de, çizimler de harika. Aynı isimli bir de animasyon filmi var bu çizgi romanın, yakın zamanda onu da izlemeyi planlıyorum.

Joker'den bu kadar bahsetmişken Ekim 2019'da vizyona girecek olan Joker filminden söz etmemek olmaz diye düşünüyorum. Bugüne kadar Joker karakterini hep Batman karakterinin gölgesinde izledik, Joker karakterinin origin hikayesini anlatan bir film yoktu şu ana kadar. Yani ilk kez solo bir Joker filmi izleyeceğiz ve bunun için çok heyecanlıyım. Filmin fragmanı yayınlandıktan sonra kaç defa izledim bilmiyorum. Muazzam bir fragmandı, film nasıl olur bilmem ancak beklentilerim oldukça yüksek, fragmanda sinematografi harika görünüyor. Tabii bu heyecanı yaratan en önemli etken Joaquin Phoenix ismi. Daha boyalı yüzünü ilk kez gördüğümde evet bu adam Joker olmak için yaratılmış demiştim, fragmanda da bu düşüncemi haklı çıkardı. İzlemek isteyenler için fragmanın altyazılı linkini buraya bırakıyorum. https://www.youtube.com/watch?v=ejMmoGaEqTc Ve son olarak diyorum ki sadece DC evreninin değil tüm evrenin en muazzam anti kahramanlarından biri olan Joker'le mutlaka tanışmalısınız.
416 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Gözcüleri kim gözlüyor?

Watchmen (Gözcüler) bir çizgi roman değil. Burada çizgi roman teriminin kökenine biraz bakmak isteği uyanıyor bende. Çünkü çizgi roman terimi İngilizce'den çeviriyle "graphic novel" demek. Fakat İngilizcede Örümcek Adam, Yarasa Adam, Süper Adam gibi çizgi romanlar "comic book" kategorisindedir. Bizim çizgi roman olarak çevirdiğimiz şey İngilizce aslında "comic book" olarak geçer ki bunun Türkçesi, tam karşılamasa da karikatürdür, graphic novel ise başka bir şeydir. Bu "comic book"lar, karikatürler, yetişkin kitleye hitap etmeyen, çocuksu hikayeler anlatır niteliktedir ve genellikle yüzlerce sayı boyunca devam eden kısa ve basit hikayeler anlatırlar. Fakat iş "graphic novel"a gelince orada bir farklılık vardır. Her hikaye graphic novel olamaz. Graphic novel yetişkinler için anlatılan, "novel" yani roman kadar komplike olan ve edebi yanı yüksek, yüzlerce sayı devam etmeyen, bir hikayeyi başlatan ve bitiren, tam anlamıyla bir romanı grafiklerle anlatan nitelikteki eserlerdir.

Maalesef, Türkçe'de uygun bir çeviri yok. Aktarmayı da pek beceremedim sanırım. Uzun lafın kısası, Watchmen bir graphic novel'dır, karikatürden üstündür ve comic book değildir.

1983 yılında çizgi roman dünyası örümcek adam ve benzeri süper kahramanların domine ettiği, süper kahramanların doğuştan iyilik yapmaya meyilli olduğu, melek kadar günahsız ruhlara sahip özel varlıklar olarak kendine yer bulduğu, siyah ve beyazın bıçak kadar keskin şekilde birbirinden ayrıldığı bir haldeydi. Bu öyle bir ayrımdır ki kötüler doğuştan kötüdür ve bazen anlamsızca kötülük yapmaktan zevk alır, dünyayı öylesine yok etmek isteğiyle yanıp tutuşur. İyiler ise tam tersi, sadece iyilik yapmak için var olan, trafik cezası bile olmayan tiplerdir. Gerçekçilik, felsefe, derinlik yoktur. Çizgi romanlar ciddi değildir ve ne edebi açıdan, ne de kurgu açısından ciddiye alan da yoktur.

Alan Moore ve Dave Gibbons, Watchmen ile bu durumu değiştirmiştir. Watchmen Time dergisinin en iyi edebi eserler listesine giriş yapabilecek kadar komplike ve tam bir sanat eseridir. Bunu Örümcek Adam hikayeleriyle karıştırmamak gerekir.

1940'lı yıllarda suçlular yüzlerini kapatmak için maske takmayı akıl ettiklerinden beridir polis sorgulamaları işe yaramaz hale gelmiştir. Suçluyu arayan polis tanıklardan maske takan biri tasvirini duymaktan sıkılmıştır. Böylece suç ile savaşmak isteyen bir grup insan, suçluları haklamak ve yakalanmamak adına maske takmaya başlar, yani suçluları onların yöntemleriyle dize getirmek için onlar da maskeyle gezerler ve kendilerine bir isim koyarlar: Minutemen. Süper güçleri olmayan sıradan insanlardan oluşan bu grup bir süre işlemeye devam eder. Fakat başkan Nixon, Minutemen grubunu bir süre sonra yasal olarak dağıtır. Dolayısıyla kanun ile ters düşmek istemeyen üyeler teker teker emekli olur. Kimisi evlenir ve eşiyle sürekli kavga eden, geçimsiz bir tip olur. Kimisi bekar takılır ama yalnızlıktan türlü türlü huylar edinir. Kimisi eskiyi unutamaz, geçmişte takılı kalır. Ta ki bir gün, aralarından birisi (Komedyen) faili meçhul bir cinayete kurban gidene kadar...

Watchmen okuyucuya iyi ile kötü arasındaki o incecik çizginin çoğu zaman insan gözüyle seçilemeyecek kadar silikleştiğini anlatır. Süper kahramanların ahlaki açıdan yozlaştığı, doğru olanı yapmanın çoğu zaman kötü olanı yapmaktan farklı sonuçlar doğurmadığı, gerçek bir dünyanın tasviridir bu.

Tanrısal güçlere sahip olan biri aşk denen duyguyu yaşayabilir mi? Zamandan bağımsız yaşayan biri ölüm korkusunu anlayabilir mi? Bir sosyopat koskoca bir grubun içinde en ahlaklı karakter, en mantıklı konuşan kişi olabilir mi?

Watchmen, okuduğunuzda tekrar okumak isteyeceğiniz türden bir eser. İçindeki ayrıntıların tamamını ilk okuyuşta anlamanız oldukça zor. Hakkında üç beş bir şeyler okuduktan sonra tekrar baştan başlamak ve açık gözle tekrar deneyimlemek eminim size daha fazla sevk verecektir.

Mesela Nite Owl'un uçağı Hiroşima'yı bombalayan uçağın modelinden tasarlanmış, birebir kopyasıdır. Tek fark vardır ki okuyanlar görecektir. Bunun gibi yüzlerce göndermeyi tek tek gördükçe karşınızda ne kadar ince işlenmiş bir çalışma olduğunu daha iyi anlayacaksınız.

Ve, 2009 yılında çevrilen Zack Snyder imzalı filmi de mutlaka izleyin. Her ne kadar bir çok konuda çizgi romanın gerisinde kalsa de benim gibi orijinal esere sadık kalınması konusunda ısrarcı bir insanı dahi oldukça tatmin edebilmiş bir filmdir.

İyi okumalar, iyi seyirler!
416 syf.
·25 günde·Beğendi·9/10
1. Hemen simdi incelemeyi okumayi kesin
2. https://www.ilknokta.com/alan-moore/watchmen-1.htm linkine tiklayin
3. Bir adet kitap edinin
4. Okumaya baslayin
5. Sakin bitirmeyin! Cunku bitince sevdiginiz dostlarinizdan ayrilmissiniz gibi bir bosluk oluyor sonra.

Kitap, Amerika'da suclularla savasmak icin 1950lerde farkli farkli yerlerde ortaya cikan maskeli kahramanlarn hikayesini konu aliyor. Ama ne konu!

Kurgu inanilmaz guzel, kitabin baslarindaki bir resim karesi sonlarda anlam kazanabiliyor. Ne eksik var ne de fazla, tam olmasi gerektigi kadar olmus. Cizimler muhtesem. Ters koseler ilginc. Mantigin mantiksizligini ortaya koyan akis ise muhtesem!

DC'nin Batman, Superman vs gibi kahramanlarindan farkli bir evren Watchmen, ancak DC'nin hikayeleri yeniden olusturdugu New 52 serisinde, Batman'in bir kitabi, Batman'inWatchmen'in gulen surat sembolunu bulmasiyla bitiyordu ve bu, iki evrenin birleseceginin gostergesi kabul edildi (Birlesmis de olabilir, cok iyi takip etmiyorum). Ama beni ilgilendiren en onemli kisim, anladigim kadariyla DC, Watchmen'e bir devam da getirecek.

Cunku burada bitmemeliydi...
64 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Kitap, DC Dunyasi icin oldukca onemli bir kitapmis. Cunku kitap Heath Ledger'in oynadigi efsane Joker'e ilham olmus bir kitapmis.
Dogrusu cizgi roman dunyasina yeni yeni giris yapiyorum ve eski Joker versiyonlari ile bu kitapta aktarilmis Joker arasindaki farki betimleyecek bilgim yok. Ancak farkli kaynaklarda gordugum kadariyla onceki versiyonlardan farkli olarak daha akilli ve bilincli bir Joker yaratilmis.
Kitap bence bir Batman kitabindan ziyade bir Joker kitabi. Kitabin ana karakteri Joker ve onun nasil Joker oldugunu anlatiyor. Dolayisiyla kitap iki zaman cizgisinde ilerliyor, biri Joker'in Joker olmadan evvelki zamani ve bir de simdiki zamani. Iki zaman arasindaki gecisler inanilmaz basarili ve yaratici olmus. Ayrica kitabin nispeten yeni olmasi sebebiyle cizim kalitesi harikaydi.
Ancak gunumuzde gecen hikaye yaklasin 2 farkli sahnede biten cok hizli bir olay orgusuydu. Yani, Batman kitabi okumak isteyen birini kesinlikle tatmin etmezdi ancak Joker'in hikayesi acisindan guzel.
64 syf.
·Puan vermedi
Ilk cilti 1988'de yayınlanmış olan, origin story yani karakterin doğuş hikayesi olarak basılmış bir Joker çizgi romanıdır. Ilk yayınlandığında 46 sayfalık ve cilt cilt halinde yayınlanmış olan bu çizgi roman dönemi ne olursa olsun insanları alevlendiren bir hikayeye sahiptir. Çizer Moore kaostan beslenen ve kusuruz bir yazar mükemmel bir yazar tam anlamıyla eskiyi yeni gibi göstermiştir. Ve tabii ki Brian Bolland'ın eşsiz renk seçimleri ve çizgileriyle çizgi roman şu anki halini almıştır.

Isminde sanki Batman'in hikayesiymis gibi sanılsa da bu hikaye tamamen Jokere aittir. Kendisini Joker yapan o trajik olay, polisten kaçarken kimyasal düşmesi, delirişi, Arkham Akıl Hastanesinden tekrar kaçışı... Bu hikayede Joker, Jim Gordon ve kızı Barbaraya bulaşır ve psikozunu o an orada olan herkese fazlasıyla yaşatır. Gordon'ın aklına girer ve onu da kendisine benzetmeye çalışır ama her zamanki gibi karşısına Batman çıkar.

Hikaye aslında neredeyse tipik Batman-Joker karşılaşması gibi ama diğerlerinden ayıran bir çok özellik var;
Joker diğer hikayelere göre daha sosyopatça haraket ediyor,
Batman sanki Joker'i kazanmaya çalışıyor,
Daha zeki bir Joker.
Ama en önemli özellik şu ki; bizi daha fazla düşünmeye sevk ediyor.
Nasıl yani?

Kitabın son sözünden sonra bir hikaye daha var. Bu hikaye iyi olduğunu idda eden bir adamla başlıyor. Bu adam iyilik hakkında konuşuyor ve kendisinin sadece korktuğu için "iyi" olduğunu imâ ediyor ve gerçek bir suç işleyip kendisini taraf seçmeye sevk ediyor.

"Korku yüzünden yapılan herhangi birşeyin ahlâki değeri yoktur."

Joker aslında çoğu insanın aksine delirdiği için kötü değildir, kötü olmayı seçtiği için kötüdür.
396 syf.
·2 günde·10/10
Filmini defalarca izledim, izlemeye de devam edeceğim...
Bir çizgi romanın bu kadar iyi, bu kadar muhteşem olabileceğini hiç düşünmemiştim. Bu benim ilk çizgi romanım ve sanırım sonuncu da olmayacak kesinlikle okuyun...
Sevgili V seni asla unutmayacağım...
"Bize insanları değil fikirleri hatırlamamız söylendi. Çünkü bir adam yenilebilir, yakalanabilir, öldürülebilir, unutulabilir. Fakat bir fikir 400 yıl sonra bile hala dünyayı değiştirebilir." ( filmden)
V For Vendetta

Yazarın biyografisi

Adı:
Alan Moore
Unvan:
İngiliz Yazar ve Çizgi Roman Yazarı
Doğum:
Northampton, İngiltere, 18 Kasım 1953
Alan Moore, 1953 Northampton, İngiltere doğumlu yazar ve çizgi roman yazarıdır. Frank Miller ile birlikte çizgi roman dünyasını değiştiren sanatçı olarak anılmaktadır. Yazdığı birçok çizgi roman Hollywood tarafından filme çekilmiştir. Bunlardan başlıcaları "Watchmen", "From Hell", "V for Vendetta" ve "The League" sayılabilir.

1979 yılında İngiliz 'Sounds' müzik dergisinde karikatür çizeri olarak çalışmaya başlayan Moore, zamanla çizim konusunda yeterince iyi olmadığını anlayarak yazarlığa yoğunlaştı. İngiltere'nin meşhur '2000AD' dergisinde çeşitli karakterler yaratan Moore, özellikle 'Marvelman' serisi ile ödüller toplamaya başladı. (British Eagle Awards for Best Comics Writer, 1982 and 1983)

DC firmasının "Swamp Thing" dergisi ile ABD'ye yöneldi. Edebi değer taşıyan metinlerinde çevre, toplum, bireyin toplum içindeki yeri sorgulanıyor, bu ise dönemin genel geçer çizgiroman anlayışıyla çelişki yaratıyordu.

Yine aynı firma için çeşitli işler yaptıktan sonra 1986 yılında yayımlanan 'Watchmen' sınırlı serisi çizgiroman camiasını ve tarihini kökten sarstı. Bu gelişkin kurgu yapıtta süperkahraman kavramı etrafında topluma dair sert bir siyasal eleştiri vardı.

Alan Moore, türün kalıplarını ve araçlarını bozan, parçalayan, onları farklı içeriklerde tekrar kurarak okuyucuyu şaşırtan ve düşünmeye zorlayan bir tarz kullanır.

Yazar istatistikleri

  • 78 okur beğendi.
  • 916 okur okudu.
  • 27 okur okuyor.
  • 597 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları