Alan Moore

Alan Moore

Yazar
9.3/10
148 Kişi
·
281
Okunma
·
25
Beğeni
·
1.585
Gösterim
Adı:
Alan Moore
Unvan:
İngiliz Yazar ve Çizgi Roman Yazarı
Doğum:
Northampton, İngiltere, 18 Kasım 1953
Alan Moore, 1953 Northampton, İngiltere doğumlu yazar ve çizgi roman yazarıdır. Frank Miller ile birlikte çizgi roman dünyasını değiştiren sanatçı olarak anılmaktadır. Yazdığı birçok çizgi roman Hollywood tarafından filme çekilmiştir. Bunlardan başlıcaları "Watchmen", "From Hell", "V for Vendetta" ve "The League" sayılabilir.

1979 yılında İngiliz 'Sounds' müzik dergisinde karikatür çizeri olarak çalışmaya başlayan Moore, zamanla çizim konusunda yeterince iyi olmadığını anlayarak yazarlığa yoğunlaştı. İngiltere'nin meşhur '2000AD' dergisinde çeşitli karakterler yaratan Moore, özellikle 'Marvelman' serisi ile ödüller toplamaya başladı. (British Eagle Awards for Best Comics Writer, 1982 and 1983)

DC firmasının "Swamp Thing" dergisi ile ABD'ye yöneldi. Edebi değer taşıyan metinlerinde çevre, toplum, bireyin toplum içindeki yeri sorgulanıyor, bu ise dönemin genel geçer çizgiroman anlayışıyla çelişki yaratıyordu.

Yine aynı firma için çeşitli işler yaptıktan sonra 1986 yılında yayımlanan 'Watchmen' sınırlı serisi çizgiroman camiasını ve tarihini kökten sarstı. Bu gelişkin kurgu yapıtta süperkahraman kavramı etrafında topluma dair sert bir siyasal eleştiri vardı.

Alan Moore, türün kalıplarını ve araçlarını bozan, parçalayan, onları farklı içeriklerde tekrar kurarak okuyucuyu şaşırtan ve düşünmeye zorlayan bir tarz kullanır.
"Hiçbir şey umutsuz değil. Hayat devam ettikçe değil."
Alan Moore
Sayfa 67 - İthaki, 2.Baskı, Alan Moore - Dave Gibbons, Çeviri: N.Can Kantarcı, N.Y.Times Bestseller
Bu dünyada kimseden yardım beklemeyeceksin. Nihayetinde, insan dediğin yalnızdır.
Yapayalnız.
"Bu dünyadan, bu insanlardan bıktım."
Alan Moore
Sayfa 135 - İthaki, 2.Baskı, Alan Moore - Dave Gibbons, Çeviri: N.Can Kantarcı, N.Y.Times Bestseller
''Cahilliklerini örtmek için fazla konuşan ve bilgili gibi gözükmek isteyenlerin yaptığı tek şey saçmalıktır.''
Savaşları bitirecek savaşlar, savaşları bitirecek silahlar ; bizi yüzüstü bırakan, bunlardır.
Film izlemeyi çok seven biriyim. Ama kitaplar filme uyarlandığında aynı tadı vermiyor, diye düşünüyorum. İlk defa bunun aksini düşündüm bu filmle. Çünkü film kitaptan çok daha başarılı olmuş. Belki de ben adamın sesine aşık olduğum için böyle düşünüyorum. :) Kitap İngiltere deki totaliter rejime karşı çıkan, sindirilen halka özgürlüğünü geri vermek isteyen, müthiş bir zekaya sahip, yüzünü kaybetmiş maskeli bir kahramanı anlatıyor. Ayrıca çok güzel bir aşk hikayesi var. Okuduğum en iyi kitaplardan biri ve izlediğim en iyi filmlerden diyebilirim.
"Bu maskenin altında bir yüz var, ancak benim değil. Ne altındaki kaslardan daha ‘ben’dir o yüz, ne de altındaki kemiklerden. Bu maskenin altında etten daha fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var! Ve fikirlere kurşun işlemez." Kesinlikle tavsiye ederim.
Okumak isteyen, okuyan ve filmini izleyip merak eden çok fazla arkadaş var. Bu inceleme umarım onlara yardımcı olur....

''Çizgi Roman'' kategorisindeki bir kitaptan beklentileriniz nelerdir ?

Bol ekşın mı ?

İyilerin hep kazanıp, kötülerinden artistlik yapa yapa en
sonunda kaybetmesi mi ?

Düşük bir edebi değere sahip olup, fazla kafa yormaması mı ?

Genel olarak kafa dağıtmak için alıp okumamız mı ?

Aradıklarınız bunlarsa süper! Çünkü bu kategoride bulabileceğiniz bir çok kitap var, hemen internetten yüzlercesine ulaşabilirsiniz. He, eğer watchmen'i soruyorsanız; ''Çizgi Roman'' adı altında geçen bu kitapta, bunların hiçbiri yok. Aksine makul düzeyde bir ekşın, romanlardakinden bile yüksek edebi değer ve kimi yerlerde insanı düşünmeye sevk eden sözler, iyilerin her zaman iyi roller oynamadığı kimi zaman serçe parmaklarını koparıp kimi zaman polislerin başa bela olduğu anlar, Amerika'nın Rusya'yla, Fransa'yla ilişkileri, soğuk savaş dönemi, 80'lerdeki atom bombası geyiğini gibi birçok şey var bu kitabın içinde.

İlk başlarda fazla aksiyon olmayınca biraz hayal kırıklığı yaşadım. Sonuçta işin içinde o kadar süper kahraman var ve bir miktar aksiyon bekliyorsunuz. Kitabın esas olayını anladıktan sonra bu hayal kırıklığım da geçti, kitabın atmosferine bayıldım!

Rorschach, uzun zamandır süper kahramanlar dünyasından görmek istediğim karakterlerden: Gizemli, ürkütücü, güçlü, yetenekli, çok çene çalmayıp konuştuğunda da mantıklı konuşan, havalı ve 1.68 boyunda bir karakter. Ayrıca Rorschach kostümünü diğerleri gibi özel olarak felan tasarlatmıyor; bir kadın kendisine yapılan kıyafeti sevmiyor, Rorschach da bunu alıyor ve kesip biçip havalı bir maske yapıyor. Daha ne olsun!

Film uyarlamasından da birazcık bahsetmek isterim;
Çizgi roman kadar etkilemez sizi buna lafım yok; ama kitaba bu kadar bağlı kalarak uyarlanmansı her babayiğidin harcı değildir, hele hele bu bir çizgi romansa ya da işin içinde bu kadar süper kahraman varsa. Hikayeyi bize sunmaktan ziyade ordan biraz kısarak aksiyonu arttırabilirlerdi, şartlar buna uygun. Yapmamışlar ve iyide yapmışlar. Taktir Point! Sabah burada Rorschach'ın sözlerini alıntı olarak paylaşıyorum, akşam filmi açıyorum ve paylaştığım söz filmdeki karakterin ağzından aynı yerde söyleniyor, bir tuhaf oluyorum,.Değişik bir mutluluk bu, tarifi yok :D

Açıkcası kitap bazı bölümler ve sonu dışında her şeyiyle hoşuma gitti. Çizimler olabileceğinin en iyisi, suan bile bu düzeyde çizebilen insanlar var mıdır bilmiyorum. Saygılar Dave Gibbons.

Söylemek istediğim bir iki bir şey daha vardı; ama arka sokaktaki çocuklar torpil patlattı üstüne bir de seçim arabası geçti, bütün kafam karıştı. Bıraktım kağıdı kalemi...

Sonuç olarak; alın, okuyun, okutturun, bir şeyler yapın işte. Ben arka sokağa gidiyorum !

Saygı ve Selametle...
Gözcüleri kim gözlüyor?

Watchmen (Gözcüler) bir çizgi roman değil. Burada çizgi roman teriminin kökenine biraz bakmak isteği uyanıyor bende. Çünkü çizgi roman terimi İngilizce'den çeviriyle "graphic novel" demek. Fakat İngilizcede Örümcek Adam, Yarasa Adam, Süper Adam gibi çizgi romanlar "comic book" kategorisindedir. Bizim çizgi roman olarak çevirdiğimiz şey İngilizce aslında "comic book" olarak geçer ki bunun Türkçesi, tam karşılamasa da karikatürdür, graphic novel ise başka bir şeydir. Bu "comic book"lar, karikatürler, yetişkin kitleye hitap etmeyen, çocuksu hikayeler anlatır niteliktedir ve genellikle yüzlerce sayı boyunca devam eden kısa ve basit hikayeler anlatırlar. Fakat iş "graphic novel"a gelince orada bir farklılık vardır. Her hikaye graphic novel olamaz. Graphic novel yetişkinler için anlatılan, "novel" yani roman kadar komplike olan ve edebi yanı yüksek, yüzlerce sayı devam etmeyen, bir hikayeyi başlatan ve bitiren, tam anlamıyla bir romanı grafiklerle anlatan nitelikteki eserlerdir.

Maalesef, Türkçe'de uygun bir çeviri yok. Aktarmayı da pek beceremedim sanırım. Uzun lafın kısası, Watchmen bir graphic novel'dır, karikatürden üstündür ve comic book değildir.

1983 yılında çizgi roman dünyası örümcek adam ve benzeri süper kahramanların domine ettiği, süper kahramanların doğuştan iyilik yapmaya meyilli olduğu, melek kadar günahsız ruhlara sahip özel varlıklar olarak kendine yer bulduğu, siyah ve beyazın bıçak kadar keskin şekilde birbirinden ayrıldığı bir haldeydi. Bu öyle bir ayrımdır ki kötüler doğuştan kötüdür ve bazen anlamsızca kötülük yapmaktan zevk alır, dünyayı öylesine yok etmek isteğiyle yanıp tutuşur. İyiler ise tam tersi, sadece iyilik yapmak için var olan, trafik cezası bile olmayan tiplerdir. Gerçekçilik, felsefe, derinlik yoktur. Çizgi romanlar ciddi değildir ve ne edebi açıdan, ne de kurgu açısından ciddiye alan da yoktur.

Alan Moore ve Dave Gibbons, Watchmen ile bu durumu değiştirmiştir. Watchmen Time dergisinin en iyi edebi eserler listesine giriş yapabilecek kadar komplike ve tam bir sanat eseridir. Bunu Örümcek Adam hikayeleriyle karıştırmamak gerekir.

1940'lı yıllarda suçlular yüzlerini kapatmak için maske takmayı akıl ettiklerinden beridir polis sorgulamaları işe yaramaz hale gelmiştir. Suçluyu arayan polis tanıklardan maske takan biri tasvirini duymaktan sıkılmıştır. Böylece suç ile savaşmak isteyen bir grup insan, suçluları haklamak ve yakalanmamak adına maske takmaya başlar, yani suçluları onların yöntemleriyle dize getirmek için onlar da maskeyle gezerler ve kendilerine bir isim koyarlar: Minutemen. Süper güçleri olmayan sıradan insanlardan oluşan bu grup bir süre işlemeye devam eder. Fakat başkan Nixon, Minutemen grubunu bir süre sonra yasal olarak dağıtır. Dolayısıyla kanun ile ters düşmek istemeyen üyeler teker teker emekli olur. Kimisi evlenir ve eşiyle sürekli kavga eden, geçimsiz bir tip olur. Kimisi bekar takılır ama yalnızlıktan türlü türlü huylar edinir. Kimisi eskiyi unutamaz, geçmişte takılı kalır. Ta ki bir gün, aralarından birisi (Komedyen) faili meçhul bir cinayete kurban gidene kadar...

Watchmen okuyucuya iyi ile kötü arasındaki o incecik çizginin çoğu zaman insan gözüyle seçilemeyecek kadar silikleştiğini anlatır. Süper kahramanların ahlaki açıdan yozlaştığı, doğru olanı yapmanın çoğu zaman kötü olanı yapmaktan farklı sonuçlar doğurmadığı, gerçek bir dünyanın tasviridir bu.

Tanrısal güçlere sahip olan biri aşk denen duyguyu yaşayabilir mi? Zamandan bağımsız yaşayan biri ölüm korkusunu anlayabilir mi? Bir sosyopat koskoca bir grubun içinde en ahlaklı karakter, en mantıklı konuşan kişi olabilir mi?

Watchmen, okuduğunuzda tekrar okumak isteyeceğiniz türden bir eser. İçindeki ayrıntıların tamamını ilk okuyuşta anlamanız oldukça zor. Hakkında üç beş bir şeyler okuduktan sonra tekrar baştan başlamak ve açık gözle tekrar deneyimlemek eminim size daha fazla sevk verecektir.

Mesela Nite Owl'un uçağı Hiroşima'yı bombalayan uçağın modelinden tasarlanmış, birebir kopyasıdır. Tek fark vardır ki okuyanlar görecektir. Bunun gibi yüzlerce göndermeyi tek tek gördükçe karşınızda ne kadar ince işlenmiş bir çalışma olduğunu daha iyi anlayacaksınız.

Ve, 2009 yılında çevrilen Zack Snyder imzalı filmi de mutlaka izleyin. Her ne kadar bir çok konuda çizgi romanın gerisinde kalsa de benim gibi orijinal esere sadık kalınması konusunda ısrarcı bir insanı dahi oldukça tatmin edebilmiş bir filmdir.

İyi okumalar, iyi seyirler!
1. Hemen simdi incelemeyi okumayi kesin
2. https://www.ilknokta.com/alan-moore/watchmen-1.htm linkine tiklayin
3. Bir adet kitap edinin
4. Okumaya baslayin
5. Sakin bitirmeyin! Cunku bitince sevdiginiz dostlarinizdan ayrilmissiniz gibi bir bosluk oluyor sonra.

Kitap, Amerika'da suclularla savasmak icin 1950lerde farkli farkli yerlerde ortaya cikan maskeli kahramanlarn hikayesini konu aliyor. Ama ne konu!

Kurgu inanilmaz guzel, kitabin baslarindaki bir resim karesi sonlarda anlam kazanabiliyor. Ne eksik var ne de fazla, tam olmasi gerektigi kadar olmus. Cizimler muhtesem. Ters koseler ilginc. Mantigin mantiksizligini ortaya koyan akis ise muhtesem!

DC'nin Batman, Superman vs gibi kahramanlarindan farkli bir evren Watchmen, ancak DC'nin hikayeleri yeniden olusturdugu New 52 serisinde, Batman'in bir kitabi, Batman'inWatchmen'in gulen surat sembolunu bulmasiyla bitiyordu ve bu, iki evrenin birleseceginin gostergesi kabul edildi (Birlesmis de olabilir, cok iyi takip etmiyorum). Ama beni ilgilendiren en onemli kisim, anladigim kadariyla DC, Watchmen'e bir devam da getirecek.

Cunku burada bitmemeliydi...
Alan Moore tarafından yazılan ve Brian Bolland tarafından da çizimlerinin yapıldığı muhteşem bir çizgi roman klasiği...

Klasik diyorum zira çizgi roman ilk kez 1988 yılında basıldı ve o günden bugüne çok sevildi...

*SPOILER*
Öldüren Şaka'ya öncelikle Batman'ın Arkham'a girmesi ile başlıyoruz Joker'le konuşmak için gelmiş ancak görüyoruz ki usta psikopatımız yerine başka birini koyup kaçması über imkansız yerden kaçmış...

Joker'i bir lunaparkı satın alırken görüyoruz arada tabi ki geçmişten Joker nasıl oldu sahneleri var, ve hüzünlenmedim değil açıkçası o flashback sahnelerinde!

Şimdiki zamana döndüğümüzde Batman'ı kışkırtan Joker bununla da yetinmeyip Komiser Gordon'ın evine zorla giriyor ve Barbara Gordon'ı öldürüp Komiser'i satın aldığı lunaparka doğru götürüyor...

Geçmiş sahnelerinde bir eşe sahip ve sanırım para sıkıntıları var ve Geçmişteki Joker bunun için kötü adamlarla işlere girmeye başlıyor ve bir fabrikaya gizlice bir şey çalmak için giriyorlar...

Şimdiki zamana döndüğümüzde Joker'in kölelerinin Komiser Gordon'a işkenceler yapıp onu soyduklarını görüyoruz ve bir yere götürüyorlar onu... Ve karşımızda Joker...

Joker, Komiser'e Barbara'yı vurduktan sonraki görüntüler ve hastalıklı Joker'in kıza işkence görüntüleri gözüküyor... Ve Joker'in Komisere dediği şu "Öcünü alma, delir!"

Geçmişe dönersek fabrikaya giriyorlar 3 kişi Joker olacak kişinin kafasına da Redhood maskesi takıyorlar çünkü o zamanlar Batman'le çalışmış sonra ayrılmış olan biriydi Redhood sanırım ve ondan korkulduğu için de hırsızlar vb. onun maskesini takıyorlardı sanırım...
Batman mekana intikal ediyor hırsızlık olayından dolayı ama diğer iki kişi kaçmış ve "Joker" de bir kuyu gibi yere düşüp fabrika atıklarının aktığı suların kıyısında uyanıyor ve görüyor, hissediyor ki fabrikadaki o madde yüzünü beyazlatmış ve acıtmış!.. Ardından deliren bir "Joker" görüyoruz ve flashbackler bitiyor...

Sona yaklaştık: Batman tabiki Joker'in yerini buluyor ve kovalamaca başlıyor... Uzun süren kapışma vb. sonra Joker ile Batman'in karşılıklı gülmesiyle çizgi romanımız bitiyor...

Ben pek etkili bir şekilde anlatabildiğimi düşünmüyorum ama umarım yine de bir şeyler katmışımdır...

Öldüren Şaka'nın filminde Joker'i muhteşem oyunculuğuyla Heath Ledger oynayabilseydi keşke diyorum...

Ancak animasyon filmi çıkmıştı 2016 yılında ve muhteşem Joker sesi Mark Hamill tarafından seslendirildi... Değişik yönden eklemeler varken çok eleştirilmesine rağmen güzel bir yapım...

Batman: The Killing Joke
http://imdb.com/...tle/title/tt4853102/

Eğer buraya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim...
Kitap, DC Dunyasi icin oldukca onemli bir kitapmis. Cunku kitap Heath Ledger'in oynadigi efsane Joker'e ilham olmus bir kitapmis.
Dogrusu cizgi roman dunyasina yeni yeni giris yapiyorum ve eski Joker versiyonlari ile bu kitapta aktarilmis Joker arasindaki farki betimleyecek bilgim yok. Ancak farkli kaynaklarda gordugum kadariyla onceki versiyonlardan farkli olarak daha akilli ve bilincli bir Joker yaratilmis.
Kitap bence bir Batman kitabindan ziyade bir Joker kitabi. Kitabin ana karakteri Joker ve onun nasil Joker oldugunu anlatiyor. Dolayisiyla kitap iki zaman cizgisinde ilerliyor, biri Joker'in Joker olmadan evvelki zamani ve bir de simdiki zamani. Iki zaman arasindaki gecisler inanilmaz basarili ve yaratici olmus. Ayrica kitabin nispeten yeni olmasi sebebiyle cizim kalitesi harikaydi.
Ancak gunumuzde gecen hikaye yaklasin 2 farkli sahnede biten cok hizli bir olay orgusuydu. Yani, Batman kitabi okumak isteyen birini kesinlikle tatmin etmezdi ancak Joker'in hikayesi acisindan guzel.
Seni anlatmaya kelimeler yeter mi! -Beş kimdi
-Beş bendim, beş sendin;O Monte Cristo Conttu.O hepimizdi o bir fikirdi.Bize sözlerin kurşun geçirmediğini öğrettti."Bir adam ölebilir,asılabilir,yok edilebilir ama bir fikir 400 yıl sonra bile akılda kalabilir,hedefine ulaşabilir.Dünyayı değiştirebilir.Fikirler kurşun geçirmez."

Kitapların filme dökülünce aynı tadı vermiyor diyen arkadaşlar sinema farklı bir sanat dalı unutmayın.herkez okuduğundan aynı sonuca varmaz ya da aynı kapıya çıkmaz yaşanmışlıklar var,farklılıklar var sinemada ise yönetmenin bakışaçısından bakarsın Bir kitap okursunuz ne düşünürseniz düşünürsünüz ,nereye giderseniz gidersiniz, elbette aynı tadı vermez çünkü okumakla sinema farklı bir sanat dalıdır.Bence iyi yazılmış bir senaryo -kurgu- özel efekler vs güzel ise tabi oyuncuların durumu falan filan.Bir kitaptan daha iyi olabilir.Risk alarak yazdım bunu belki tepki yağabilir ama bu doğru.Yazar kitabı yazar ama yönetmen sinemaya uyarlarken tekrar yazar.Bu sebeple farklı esintiler taşır olması da lazım çünkü geleceğe kalmış eserlerin farklı sunumlarını hep merak ederim.
Çizgi romanda kurgu nasıl yapılır öğreten kitap. Karakterin hepsi çok güçlü ama benim için Rorschach en iyisi. Daha önce çizgi roman okumadıysanız bu kitaptan başlamayın derim, kafa karıştırıcı olabilir.
Çizgi romanların büyüme vaktinin geldiğini anlatan mükemmel bir kitap öyleki klişeleri yıkan ve akıllarda kahraman kavramını sorgulayan ve sorgulatan klişeleri yaratan ve günümüzde dc comics in rebirth adlı event inde yer alan mükemmel bir çizgi roman
iyi bir kitap herkese tavsiye ederim biraz pahalı da olsa (70) tl tavsiye ederim kitabın yazarları mükemmel yazmış anneniz babanız vs. izin verirse %100 alın teşekkürler Alan Moore

Yazarın biyografisi

Adı:
Alan Moore
Unvan:
İngiliz Yazar ve Çizgi Roman Yazarı
Doğum:
Northampton, İngiltere, 18 Kasım 1953
Alan Moore, 1953 Northampton, İngiltere doğumlu yazar ve çizgi roman yazarıdır. Frank Miller ile birlikte çizgi roman dünyasını değiştiren sanatçı olarak anılmaktadır. Yazdığı birçok çizgi roman Hollywood tarafından filme çekilmiştir. Bunlardan başlıcaları "Watchmen", "From Hell", "V for Vendetta" ve "The League" sayılabilir.

1979 yılında İngiliz 'Sounds' müzik dergisinde karikatür çizeri olarak çalışmaya başlayan Moore, zamanla çizim konusunda yeterince iyi olmadığını anlayarak yazarlığa yoğunlaştı. İngiltere'nin meşhur '2000AD' dergisinde çeşitli karakterler yaratan Moore, özellikle 'Marvelman' serisi ile ödüller toplamaya başladı. (British Eagle Awards for Best Comics Writer, 1982 and 1983)

DC firmasının "Swamp Thing" dergisi ile ABD'ye yöneldi. Edebi değer taşıyan metinlerinde çevre, toplum, bireyin toplum içindeki yeri sorgulanıyor, bu ise dönemin genel geçer çizgiroman anlayışıyla çelişki yaratıyordu.

Yine aynı firma için çeşitli işler yaptıktan sonra 1986 yılında yayımlanan 'Watchmen' sınırlı serisi çizgiroman camiasını ve tarihini kökten sarstı. Bu gelişkin kurgu yapıtta süperkahraman kavramı etrafında topluma dair sert bir siyasal eleştiri vardı.

Alan Moore, türün kalıplarını ve araçlarını bozan, parçalayan, onları farklı içeriklerde tekrar kurarak okuyucuyu şaşırtan ve düşünmeye zorlayan bir tarz kullanır.

Yazar istatistikleri

  • 25 okur beğendi.
  • 281 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 170 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları