Ben ne okudum diye bağırmak istiyorum! Gerçekten ben ne okudum. Bence böyle hisseden tek kişi ben değilim. Kitap bittikten sonra durup düşündüm ve dedim ki, yazar bu kitabı nasıl yazabildi. Okurken sadece okumuyor, baş karakter olup yaşıyorsunuz. Sokaklardan geçip, olayların içine giriyorsunuz. Mükemmel bir tarih bilgisi. Kitap bittikten sonra Osmanlı tarihini okulla sınırlı bırakmayıp devamını getirmek istiyorsunuz. Harika bir kurguya sahip. Bir karakteri okuyorsunuz, bunu neden okudum derken sayfalar içinde neden okuduğunuzu anlıyorsunuz.
-Spoiler-
En başta kitaba girmek bir zor. Gerçekten ilk başta ben türkçe bilmiyorum sanırım diye düşündüm , ilk bölümde kelimelerin anlamına tek tek bakıyordum. Sonra kitap bir başlıyor akmaya, ben nereye geldim derken kitap yarılanıyor. Karakterlerin mesleki gelişimleri çok farklı. Hızıryedi hırsızken dilencilerin başı oluyor, Kubelik katiplikten dişçiliğe, dişçilikten anatomi merakına... Ebrehe sürekli Bünyamin'e bu söylediklerin senin ağzından çıkmıyor, biri sana söylüyor dedikçe kafam karışıyordu. Tüm bunların Uzun İhsan efendi tarafından kurgulandığı düşüncesi okulen bize hatırlatıldı ama bir yandan da hala soru işareti bıraktı... Gereksiz bulduğum tek karakter sanırım Aliboz oldu, açıkçası onun nasıl kitaba girdiği de çıktığı da bende çok oturmadı. Sevdim mi ? Evet, kafam karıştı mı ? Evet, araştırmak istiyor muyum ? Evet. İşte kitabın bana bırakmasını istediğim etki bu. Bambaşka bir kitap herkesin bir kere okuması gerektiğine inanıyorum.
-Spoiler-