''...Celil,Herat'ta yayınlanan İttifak-ı İslam gazetesinden kestiği küpürleri getirir,kıza okurdu.O,Meryem 'in dış dünyayla arasındaki bağ,kulübenin,Gül Daman'ın,hatta Herat'ın ötesinde koskoca bir dünya uzandığının kanıtıydı;dışarıda,telaffuzu olanaksız isimleriyle devlet başkanlarının,trenlerin,müzelerin,futbolun,gezegenimizin çevresinde dönen,sonra da aya konan füzelerin bulunduğu bir dünya vardı ve Celil her perşembe onun bir parçasını kendisiyle birlikte kulübeye getiriyordu...''
''...Hele bir düşünün kardeşlerim,hemen şu anda büyük bir fırtına çıksa ve ormanla dağı söküp götürse.Hem de tüm ağaçlarıyla,yapraklarıyla birlikte.Bütün midyeleri,lagünün bütün hayvanlarını alsa ve geride tek bir hibikus çiçeği bile kalmasa,hani şu bizim kızların şaçlarına taktıklarından.Her şey,gördüğümüz her şey yitse,kumdan başka bir şey kalmasa görünürde.Toprak avuç açmış bir insanın eline benzese,ya da üzerinden kızgın lavların aktığı bir tepeye.Palmiyelerin arkasından nasıl ah ederdik,midyelerin,ormanın,her şeyin arkasından...İşte Papalagi'nin bir dolu kulübe diktiği ve kent adını verdiği yerlerde de toprak bomboş bir el gibi çorak.İşte bu yüzden Papalagi,çılgın gibi Büyük Ruh 'un rolünü oynar.Sahip olmadıklarını unutabilsin diye...