Yok. Kısacık bir kelimenin içinde acılarla bezeli kocaman bir dünyanın sıkışık bir vaziyette durduğunu anlamak için kahin olmaya lüzum yoktu. Hikayenin hem başı hem sonu bu üç harfin içinde gizliydi. Özlem, sönmüş hevesler, bıkkınlık ve elem dolu, tek kelimelik, belki de dünyanın en kısa hikayesiydi. Yok.
Hiçbir şeyin geçtiği yok; geçen sadece son ödeme günleri, banka sıraları, ilaçların son kullanım tarihleri, yiyecek içeceklerin marketlerdeki raf ömürleri ve öyle şeyler. Aslında sadece ömrümüz.
Hayat, boğulma hissi uyandırıyordu. Bütün ilişkiler, konuşmalar, iş görüşmeleri, gezmeler nefes darlığı yaratmaya başlamıştı. İnsanlar zamanla her şeye alışılacağını söylüyordu ama öyle olmamıştı işte..