Kendi tarihimizi unutarak sosyolojinin batılı bilim olduğuna inandık sözü ile başlayan kitap bize umran biliminin kurucusu olan İbn-i Haldunu anlatmaktadır. Sosyolojinin (umran biliminin) kurucusu olan ama doğu toplumlari olarak sahip çıkamadığımiz İbn i Haldun... Comte i durkheim i montesqou machivelliyi herkes bilebilir fakat İbn i Haldunu herkes kolay kolay bilmez çünkü bizim toplumumuzun bilim insanıdır batı tarafından lanse edilmemiştir. bu kitap İbn i Haldun un mukaddimede geçen sözleriyle birebir örtüsup atıfta bulunmayan batı sosyologlarina atıfta bulunmuştur. Yeni bir bakış açısı kattı bana. çünkü batının klasikleşmiş eserleri dışında kendi tarihimizi pek az okuruz fakat bu kitaptan sonra bunun önemini kavradim. mukaddime okuyup karşılaştırma yapmayan bir insanın kesinlikle okuyup farkına varması gereken bir eser. Herkese iyi okumalar dilerim.
Kitapta geçen, bir bilimi bilim yapan şey bağımsız olmasıdır söylemi, kanaatimce bu kitabın ozetinin de özetidir çünkü durkheim bu eseriyle sosyolojiyi net bir perspektifle değerlendirmiş, yöntemlerini ispatlamıştır. Bu kitabı okuduktan sonra sosyolojide temel köşe taşı olan yöntemin kendimde oturduğunu fark ettim. Bir bilimi bağımsız kılan aynı zamanda yöntemidir, mantıklı gerekçeleridir. Bu kitapta buna dair temel şeyler var. Sosyoloji paradigmasinda sosyolojiyi konuşmak profesyonellik gerektirir bu profesyonelligi oluşturan eserlerden bir tanesi de sosyolojik yöntemin kurallaridir. Sosyoloji okuyan herkesin verimli bir şekilde okuması gereken bir başyapıt.