Nirvana

Nirvana
@Strms
Öğretmen
Üniversite
İstanbul
İstanbul
50 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
Mustafa Aydoğan'dan notlar
Aşk, insanı insan yapan tek duygu durumu. Dünyayla her temas bizi bilgiyle buluşturur, duygudan uzaklaştırır. Aşk; bir derde sahip olmak demektir. Derdin sonunda şiir ortaya çıkmaktadır. "Benim şiirlerimi okuyanlar şiirlerimin Kur'an ve Hadis tefsiri olduğunu göreceklerdir."der Cahit Zarifoğlu. Şiir; fikrin duyguya dönüşmüş hâlidir. Fikrin kaynağı duygudur. Şiirin de aşkın da medeniyetin de oturduğu zemin "duygu"dur. İnsan duygudan müteşekkil bir varlıktır. Medeniyet, bir toplumdaki duyguların nizam ve derinlik açısından mükemmelliği yakalamasıdır. Duygularda nizam oluşması duygunun zenginleşmesine neden olur. Öz ve form olarak toplumdaki duygu değişimi şiire yansır. Ecel duygular için de toplumsal durumlar için de geçerlidir. Bu yok oluş yeni bir yaratılışa sebep olur. Ölmeyen bir tek şey Hakikat'tir. Duygu parçalanmasına rağmen hakikatin parıldayışının sönmeyişidir Yunus'u, Fuzuli'yi, Akif'i bugüne getiren şey. İslâmdan vazgeçtiğimiz anda Yunus, Fuzuli, Akif bize hiçbir şey ifade etmeyecektir.
Nirvana
Dert sahibi olmak, her güzelliğin başı....
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·152 syf.··
2018 245. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2018 15:10
Hiç beklemediğimiz bir mekânda ve zaman diliminde, tamamen sürpriz diyebileceğimiz bir şekilde yüreğimize, hislerimize ve fikrimize dokunmasıyla hayatımıza dâhil oluveren ve yaşamımızın kalan kısmını, tabir caizse “ondan öncesi ve ondan sonrası” diye ikiye ayırmamıza sebep olan mümtaz ve aslında bir açıdan bizim için “ödül” olduğunu düşündüğümüz insanların varlığı söz konusu olduğu gibi “kitap”ların varlığı da söz konusu olabiliyor. Martı Jonathan Livingston, hayatımı iki farklı kulvara bölecek bir kudreti haiz değildi belki, ama yine de hiç beklemediğim bir anda karşıma çıkıvermesiyle ve hiç beklemediğim bir şekilde duygu ve düşünce dünyamda bıraktığı olumlu etkiyle kendi nezdimde bana verilmiş bir ödül olarak nitelendirilmeyi hak ediyor. Kitabın asıl emanetçisi oğlum aslında. Ona da, kendi yaşlarında bir grup arkadaşıyla hafta sonlarında birkaç saatlerini birlikte geçirdikleri bir ağabeyi hediye etmiş. Bir heyecanla eve gelip de kitabını gösterdiğinde ilk dikkatimi çeken şey; simsiyah bir kapağın ve üzerindeki bembeyaz bir martı resminin oluşturduğu kombinasyondaki asalet, ilk hissettirdiği duygu ise, martının uçuyor olması hasebiyle olsa gerek, özgürlük olmuştu. Ama nihayetinde Martı Jonathan Livingston bir çocuk kitabıydı ve oğlum okumalıydı, doğrusu benim onu kendi çalışmalarım arasında değil okumaya şöyle bir karıştırmaya bile pek bir vaktim yoktu. Üstelik oğlum, arkadaşlarından birinin kalkıp hiç üşenmeden kitabın içindeki çeşitli pozisyonlarda uçan ama neredeyse birbirinin benzeri martılardan oluşan resimleri tek tek saydığını ve otuz küsur kadar sayfasının da bu resimlerden oluştuğunu söylemişti. İyiydi işte, Martı Jonathan Livingston, okumayla arası çok da iyi olmayan oğlum gibileri için hem sıkılmadan severek okuyabilmeleri hem de kitap okuma alışkanlığı
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 202080,1bin okunma
Nirvana
Çok güzel... Yüreğinize sağlık.
Puan vermedi·360 syf.··
2019 102. kitabı
"Artık insanlar birbirlerine değil telefonlarına bakıyorlar. İnternet bizi uzaktakilere yakın ederken, yanı başımızdakilerden de uzaklaştırmaya başladı. İlişkiler Facebook’ta kurulur, WhatsApp’ta sürdürülür, “arkadaşlık listesinden silerek” de bitirilir oldu. Oysa aşkın ve ayrılığın acısı her çağda can yakıyor. Teknoloji değişse de insan yüreği aynı kalıyor. Bu kitap sanal aşları ve gerçek duyguları her yönüyle ele alarak bir “internet profili”nden fazlası olan bizlere anlatan ilk kapsamlı eser. Okurken kendinize dair ilk kez fark edeceğiniz çok şey olacak. Kesin olan bir şey var ki o da sanal dünyanın ilişkilerimizi ve ilişki sürdürme biçimlerimizi derinden etkilediği. Her şeyin bir “tık”la değiştiği bir zamanda aşk da uçuculuktan nasipleniyor, bir “tık”la buharlaşıyor. Geride kalan duygular ne kadar gerçek ve uzun ömürlü peki?"
Sanal AşkM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 2016311 okunma
Nirvana
Artık insanlar birbirlerine değil telefonlarına bakıyorlar. 😔 Maalesef çok doğru...
10/10
·319 syf.··
2019 94. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2019 21:43
BİR KİTABIN ADI ÜZERİNE Güneşimin Önünden Çekil, A. Ali Ural’ın Doğudan ve Batıdan; yazar, şair, filozof, bilim adamı, sanatçı, müzisyen, ressam gibi birçok tarihi şahsiyetin portrelerine yer verdiği ve benim de âcizane kendisinden çokça istifade ettiğim oldukça kıymetli bir eser. İsmini; Diyojen’in, bir ağacın altında oturduğu sırada kendisine gelen ve “Ne dilersen yapayım!” diyen Büyük İskender’e verdiği, çoğunlukla “gölge etme, başka ihsan istemem” şeklinde hafızalarda yer eden cevaptan alıyor. Diyojen’in kitaba ad olan “güneşimin önünden çekil” sözü üzerinde, güneşin bizden büyüklüğü ve bize olan uzaklığı açısından düşünüldüğünde, önünde durulmasının onun ısı ve ışığının dağılımı noktasında pek bir hükmü haiz olmadığı herkesçe malum; ama ışığın yolunu kesen her bir cismin ışıklı yerde meydana getirdiği karartı da malum. Kitabın adını okuduğunuzda ilk etapta akla gelen de bu oluyor zaten; güneşimize engel olanlar, onun ısı ve ışığından istifade etmemize ket vuran olumsuz unsurlar… Ama kitabı okuduğunuzda, içindeki birbirinden farklı onlarca portreyle hemhâl olduğunuzda belki biraz mahcubiyetle, belki biraz pişmanlıkla, ama kesinlikle bir özeleştiri neticesinde husule gelen bir aşk, bir heyecan, bir gayret ile farklı çağrışımlar ve yeni kararlar da zuhur ediyor zihninizde. “Okumak bize kendi kendimizle yüzleşme zemini hazırlar. Okurken okuduklarımızla ve kendimizle yüz yüze geliriz. Bu süreçte kendimizle yüzleşir, kendimizi dinler, dingin bir vakitte kendi kendimizle hesaplaşır, doğrularımızı, yanlışlarımızı düşünür, kendimize yol yöntem buluruz.” diyor Necip Tosun; okumak üzerine yazdığı bir yazısında. İşte bu kitapta tam da bunu yaşıyorsunuz, bir iç hesaplaşmayla ömrünüzün akıp giden bölümü için çokça hayıflanıyor, kalan kısmının derdine düşüyorsunuz;
Güneşimin Önünden ÇekilA. Ali Ural · Şule Yayınları · 20221,157 okunma
Nirvana
"belki biraz mahcubiyetle, belki biraz pişmanlıkla, ama kesinlikle bir özeleştiri neticesinde husule gelen bir aşk, bir heyecan, bir gayret ile farklı çağrışımlar ve yeni kararlar da zuhur ediyor zihninizde..."
Rahmetle yâd ederek...
İnsanın bu dünyada yaşadığı hiçbir mutluluk veya acının ilk andaki ateşli hâlini korumadığı, o ateşin zamanla soğuduğu veya üzerinin küllendiği kabul edilir genellikle. Bu bir bakıma doğrudur elbette, kabul edilebilir bir tarafı vardır ve iyi ki de bu böyledir. Düşünsenize, yaşadığınız bir mutluluğun meydana getirdiği o ilk çılgınlık derecesindeki coşkunluk hâlinizin başka hiçbir ahval ve şart gözetmeksizin biteviye devam ettiğini ya da sizi yese boğan, üzüntüye gark eden o meşum hadisenin ruhunuzda meydana getirdiği o kahredici tükenmişlik hissinin ilelebet sürüp gittiğini... Ben bu durumun genellikle insanın unutmak özelliğine atıfla izah edildiğine tanık oldum bu zamana kadar. Farklı bir izah da duymadım açıkçası, varsa da bilmiyorum. Edindiğim bu bilginin doğruluğu hususunda da bugüne kadar hiç tereddüt etmedim; doğrusu bunun farklı bir izahı olabilir mi gibi bir sorunun peşine de düşmedim. Ama bugün fark ettim ki, insanın bazı şeyleri doğru ve layıkıyla idrak edebilmesi için ilmel yakin değil hakkal yakin bilmesi gerekiyormuş. “Ateş”in varlığını okuyarak ya da görerek bilmekle onun içinde “yanarak” bilmek apayrı şeylermiş. Meğer insan ruhuna kıvılcımı düşen bir ateş, velev ki bu birbirine zıt sebepler vesilesiyle zıt minvalde olsun, alevlerini kaybetse bile etki özelliğini hiç yitirmezmiş. Ortalıkta görünen bir kül olmasa bile, o ateş, ruhuna düştüğü insanın son nefesine kadar kaderine etki etmeye devam edermiş. İki yıl önce tam da bu saatlerde, o gün için sonunun ne olduğu asla kestiremediğim, tahmin bile edemediğim ama her hâliyle insanı huzursuz eden bir telaşın, bir endişenin, bir korkunun içindeydik. Aslında günün gündüzünde her şey sıradandı. Memleketten birkaç gün önce dönmüş, yeni bir dönemin hazırlığının telaşına düşmüştük. Herkes gibi ben de kendi
Nirvana
Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.