İnsan hayatına daha yakından bakarsak hayatın aslında dünyaya yansıttığımız içimizdeki korku ve beklentilerden kaçmak için sonu gelmeyen bir mücadele olduğunu görürüz.. Araya serpiştirilmiş ve anlık olarak içimizdeki korkulardan kaçtığımız kutlama anları vardır elbette ama korku hep bizi bekler.. İçimizdeki duygular o kadar yoğun olumsuzluklar içerir ki daha derinden onlara bakacak olursak baş edemeyip altında ezileceğimizden korktuğumuz için duygularımızdan korkarız.. Duygularımızdan korkarız çünkü onlarla yüzleşip içimizdeki varlıklarını kabul edersek onlarla baş edebilecek bilinçli bir mekanizmamız yok.. Onlarla yüzleşmekten korktuğumuz için içimizde birikmeye devam ederler ve sonunda bütün bu acının artık son bulması için gizli gizli ölmeyi beklemeye koyuluruz.. Acı veren şeyler olaylar ya da olgular değildir, onların bize yaşattığı duygulardır.. Düşünceler acı vermez ama altlarında yatan duygular verir..
Bugün karşılaştığımız zenginlik seçenekleri, kişisel özgürlüğü yüz yıl öncesinde bile düşünülemeyecek bir seviyeye çıkarmıştır. fakat eşit derecede çekici olan bu seçeneklerin kaçınılmaz bir sonucu, amacın belirsizleşmesidir. belirsizlik de kararlılığın altına oyar ve kararsızlık sonunda tercihin değerini düşürür. bu nedenle, özgürlük hayatta anlam geliştirmeye yardım etmeyebilir_tersi de geçerlidir bir oyunun kuralları fazla esnek olursa konsantrasyon dalgalanır ve bir akış deneyimi yaşamak daha zor olur. tercihler daha az ve net olduğunda bir hedefe ve gerektirdiği kurallara kendini adamak daha kolaydır.
Thomas Carlyle “işini bulan kutsanmıştır; başka kutsanmışlık istemesin,” diye yazdığında çok da yanlış bir şey söylemiyordu.. Sigmund Freud, biraz basit olan bu tavsiyeyi güçlendirdi.. mutluluk için reçete sorulduğunda kısa ama mantıklı bir yanıt verdi: “iş ve aşk..” insan işinde ve diğer insanlarla ilişkilerinde akışı bulursa bir bütün olarak yaşam kalitesini geliştirme yolunda ilerler..
Konu korkularımızı “yenmek” değildir.. yapmamız gereken şey umudun ve korkunun içinde tehlikeli miktarda istek ve endişe taşıdığını anlamaktır.. ve maalesef endişeyi ortaya çıkaran şey isteklerdir..