İnsan hayatına daha yakından bakarsak hayatın aslında dünyaya yansıttığımız içimizdeki korku ve beklentilerden kaçmak için sonu gelmeyen bir mücadele olduğunu görürüz.. Araya serpiştirilmiş ve anlık olarak içimizdeki korkulardan kaçtığımız kutlama anları vardır elbette ama korku hep bizi bekler.. İçimizdeki duygular o kadar yoğun olumsuzluklar içerir ki daha derinden onlara bakacak olursak baş edemeyip altında ezileceğimizden korktuğumuz için duygularımızdan korkarız.. Duygularımızdan korkarız çünkü onlarla yüzleşip içimizdeki varlıklarını kabul edersek onlarla baş edebilecek bilinçli bir mekanizmamız yok.. Onlarla yüzleşmekten korktuğumuz için içimizde birikmeye devam ederler ve sonunda bütün bu acının artık son bulması için gizli gizli ölmeyi beklemeye koyuluruz.. Acı veren şeyler olaylar ya da olgular değildir, onların bize yaşattığı duygulardır.. Düşünceler acı vermez ama altlarında yatan duygular verir..