Śíńćé

Kur'an-ı Hakîm'in küffarlar hakkında da bir nevi cihet-i rahmeti vardır ki; hayat-ı dünyeviyeyi onlara Cehennem olmaktan bir derece kurtarıp bir nevi şekk vererek, şekk ile yaşıyorlar. Yoksa âhiret cehennemini andıracak bu dünyada dahi manevî bir cehennem azabı çekeceklerdi ve intihara mecbur olacaklardı.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yaşadığımız çağ­da sinirimize dokunması gereken şey, her halükârda, mutlak güç sahibi ya da her şeyi bilen varlıklar ol­mamamız değil, tam tersine bildiklerimize ve ürettiklerimize oranla çok az tasavvur edip çok az hissedebilmemizdir.His­seden halimizle kendimizden küçük olduğumuz gerçeğidir
Keza zamanlar arasındaki farklar silinmiştir. Şimdiki zaman olmayan geçmiş, gelecek ol­mayan şimdiki zaman yoktur. Dahası, “geçip gitmiş olacağız” şeklindeki ‘gelecekte bitmiş zaman’ı öldürücü bakteri olarak içinde taşımayan bir gelecek de yoktur. Her birimiz ne denli kısa süreli olursak olalım “kendimizden daha büyüğüz.” Üret­tiklerimiz ve yol açtığımız sonuçlar öylesine uzun vadeli ki, yalnızca bizleri değil, torunlarımızı ve onların torunlarını da uğraştırabilir ve ellerini kaldırıp o torunların önüne dikilebilir ve “stop” diye seslenebilir.
Ekseriyet-i mutlaka ile dalalet ve şerr, menfîdir ve tahribdir ve ademîdir ve bozmaktır. Ve ekseriyet-i mutlaka ile hidayet ve hayır, müsbettir ve vücudîdir ve imar ve tamirdir. Herkesçe malûmdur ki: Yirmi adamın yirmi günde yaptığı bir binayı, bir adam, bir günde tahrib eder. Evet bütün âzâ-yı esasiyenin ve şerait-i hayatiyenin vücuduyla vücudu devam eden hayat-ı insan, Hâlık-ı Zülcelal'in kudretine mahsus olduğu halde; bir zalim, bir uzvu kesmesiyle, hayata nisbeten ademî olan mevte o insanı mazhar eder. Onun için "Et-tahribü eshel" durub-u emsal hükmüne geçmiş.

Śíńćé

, bir kitabı okumaya başladı
Michael J. Behe
5.4/10 · 37 okunma