Michael J. Behe

Michael J. Behe

Yazar
7.2/10
5 Kişi
·
18
Okunma
·
2
Beğeni
·
520
Gösterim
Adı:
Michael J. Behe
Tam adı:
Michael J. Behe
Unvan:
ABD'li biyokimyacı.
Doğum:
18 Ocak 1952
Michael J. Behe (d. 18 Ocak 1952, Pennsylvania) ABD'li biyokimyacı.

Lehigh Üniversitesi'nde biyokimya profesörü olarak çalışan Michael Behe 1996 yılında yayımladığı Darwin'in Kara Kutusu: Evrime Biyokimyasal Başkaldırı adlı kitabıyla evrim teorisine karşı geliştirilen Akıllı tasarım hareketini başlattı. Yazdığı Darwin'in Kara Kutusu kitabı National Review dergisi tarafından hazırlanan 20. yüzyılın en iyi 100 kitabı listesinde yer aldı.Darwin'in Kara Kutusu kitabının 10. baskısında kendisini eleştirenlere cevap verdiği ve kendi sonuçlarını geliştirdiği yeni bir bölüm yazmıştır.

2007'de "The Edge of Evolution" adlı kitabını yayınladı. Bu kitabında Akıllı Tasarım ismiyle tanınan argümanının devamını yazmıştır.Kitabında Darwinci mekanizmaların canlılığın gelişiminde çok az bir rol oynadığını ve amaçlı bir tasarımın bundaki esas itici gücü teşkil ettiğini savunmaktadır. Bu bakımdan random mutasyon ve doğal seleksiyonun işlerliğini sorgulamaktadır. Kitabına karşı getirilen eleştirileri blog adresinde cevaplamıştır.

2010'da yayınlanan bir makalesinde mutasyonların çoğunluğunun fonksiyonu kaybettireceğini tartışmıştır. Özet bölümü:

Adaptif Evrim, bir türe fonksiyon kaybettirebilir, kazandırabilir veya fonksiyonu değiştirebilir, bu nedenle bu durumların özel koşullar altındaki evrimsel süreçlere katkıda bulunup bulunmadığını belirlemek esas önemi taşır. Çünkü mutasyonlar moleküler seviyede olur, bu yüzden fonksiyon kaybettirici, kazandırıcı veya değiştirici belirli adaptasyonları değerlendirebilmek için moleküler temeldeki mutasyonların altında yatan değişiklikleri gözlemlemek gerekir. Bir zamanlar bu imkansız olsa da, geçtiğimiz yarım yüzyılda moleküler biyolojideki gelişmeler bunu mümkün kılmıştır. Bu makalede, bazı adaptasyonların altında yatan moleküler değişiklikleri, özellikle son 40 sene içindeki mikrop davranışlarıyla ilgili yapılan evrimsel deneyleri vurgulayarak yeniden gözden geçiriyorum. Bahsedilen örneklerde en sık görülen adaptif değişikliklerin daha evvel olan moleküler fonksiyonu kat be kat azaltacağını veya değiştireceğini gösteriyorum ve bu mutasyonların muhtemel sebeplerini tartışıyorum.
Darwin'in Evrim Teorisi'nin doğru olması için, insanın evrimleşme süreci içinde gerçekleştirdiği iddia edilen tüm mutasyonların, çalışma mekanizmalarıyla birlikte meydana gelmesi ve şu an var olan tüm kompleks sistemleri de içinde barındırması gerekmektedir. Oysa mikrobiyolojik araştırmalar sonucunda birer birer ortaya çıkan yüzlerce kompleks ve birbirleriyle bağlantılı olan mekanizmaların parçalarının, Darwin'in aşamalı yollarıyla meydana gelmesi olanaksız görünmektedir.
Biyolojik anlamı ile evrim ise, cansız bir maddeden yaşamın ortaya çıktığı ve bunun tamamen doğal etkilerle oluştuğu anlamındadır. Bu anlam, kelimeye Darwin tarafından yüklenmiştir ve bilimsel çevrelerde de aynı şekilde kullanılmaktadır. Ben de kitap içinde evrim kelimesini bu yaklaşımları ifade etmek amacıyla kullanacağım.
Sokrates'in incelemeleri şunlardır:

Buna hayran kalmamak mümkün mü...yemeklerin yolculuğuna başladığı ağzımız, gözlere ve burna özellikle yakın bulunmaktadır, böylece beslenmeye uygun olmayan şeylerin ağıza atılması engellenmiş olur...Ve sen Aristodemus hala şüphede misin ki, parçaların düzeni bir tesadüf eseri değildir ve gizli, akıllı bir tasarımın aklıdır.
RNA'larla ilgilenen insanlar eldiven takarlar, bunun nedeni, insan derisinin RNA'yı parçalayan enzimler içermesidir. Neden? Pek çok virüs RNA'dan yapılmaktadır.
Bu aşamada görmenin kara kutusu açıldığına göre, Darwin'in on dokuzuncu yüzyılda evrimin açıklayamadığını söylediği görme olayı ve gözün anatomik yapısı, gerçekten de evrimci bir mantıklı açıklanamaz. Darwin'in düşündüğü ve öne sürdüğü her anatomik yapı ve aşama o kadar basittir ki, kağıda bile aktarılamayan karmaşık biyokimyasal işlemleri kesinlikle açıklayamamaktadır. Darwin'in küçük sıçramalarla açıkladığı şeyler, ne yazık ki ancak helikopterle aşılacak derecede büyümüştür.
Birçok bilim adamı Darwin yanlısı mekanizmaların hayatı açıklayamadığını bilse de; bir kısmı buna hala inanmaktadır. Buraya kadar anlatılanlarda, profesyonel biyokimya literatürüne ait kitaplarda, dergilerde kompleks sistemlerin işleyişini ve varoluşunu açıklayan bir bilgiye rastlanmadığını gördük, peki öyleyse Darwinizm biyokimyagerler arasında neden bu derece kabul görmüştür? Bunun nedenlerinden birisi, biyokimya dalındaki eğitimleri sürecinde Darwinizmin doğru olduğunun kendilerine öğretilmesidir. Darwinizmin bir inanç sistemi olarak başarısını, fakat bir bilim dalı olarak başarısızlığını anlayabilmek için; bilim adamlarına yol gösteren kitapları incelemek gerekir.
Richard Dawkins gibi bazı evrimci biyologların oldukça geniş bir hayal dünyaları vardır. Bir başlangıç noktası verildiğinde, dilediğiniz biyolojik yapıyı elde edene kadar bir hikaye yazabilirler. Bu kabiliyetleri takdire değer olabilir fakat sakınılması gereken yerleri mevcuttur. Diğer insanların gözden kaçırdıkları muhtemel evrimsel yöntemleri düşünmelerine rağmen, kendi senaryolarını tamamen ortadan kaldıracak önemli detayları göz ardı etme eğilimindedirler. Ancak bilim gerekli detayları göz ardı edemez ve moleküler düzeyde tüm detaylar kritiktir.
Kan pıhtılaşma sistemine sahip hayvanların kabaca 10.000 geni olduğunu düşünelim. Bunların her biri ortalama üç ayrı parçaya ayrılmıştır. Bu toplamda 30.000 gen parçası demektir. TPA'nın dört ayrı çeşit baskın geni vardır. "Farklı karşılaştırmalar" yoluyla, bu dört baskın geni bir araya getirme ihtimali, 30.000^4 kadardır. Bu da yaklaşık olarak 1/10^9 demektir. Bir milyon kişinin her sene piyango oynadığı varsayılırsa, herhangi birinin (belirli bir kişi değil) oyunu kazanmasından önce, yaklaşık bin milyar sene geçmesi gerekmektedir. Bin milyar sene evrenin yaşının şu anki tahmininin yüz katı kadardır.
280 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Darwin'in evrim teorisini sorgulayan, Biyofizik Profesörü olan Michael Behe bu eserde sadece kendi görüşlerine yer vermeyerek dünyaca ünlü bilim adamlarının keşifleri ile Darwin'izmin doğru kabul edilebilmesi için hayatın moleküler yapısınında açıklanması gerektiğini savunuyor...

Eserde Lynn Margulis, Ricard Goldschmitt, Niles Eldredge,John McDonald, George Miklos , Mivar'dan Margulis'e kadar bir çok bilim adamının özellikle gen bilimcilerin bir dönem Darwin'i destekleseler de genetik uzmanları insan üzerine keşfettikleri her hücre ve yapının Darwin'in teorisinin bilimsellikten uzak olduğunda hemfikir oldukları; bilimsel araştırmaları ile kitapta yerlerini almışlar.
Hitching ve Dawkins'in evrim teorisini destekleyen yetersiz araştırmalarına da yer verilmiş...

Profesör Behe, dünyanın ve insanın yaradılışının kusursuz bir tasarım olduğunu ve bunun tesadüf olmayacak kadar mükemmel dizayn edildiğini, ilk bakışta aşamalı bir evrim sürecine uygun görünse de sistemlerin açıkça incelendiğinde Darwinizmin yolda kalacağı ve bunun deneyler ile ispatlanacağını, biyokimya alanında yapılan araştırmalar sonucu kendi kendine aşamalı bir gelişmenin olmayacağını deliller ile ortaya konulduğunu, bilimsel delillerin özellikle biyokimya alanında, Darwin'in yaşamı açıklama şekline karşı dağ gibi durduğunu dünyadaki bir çok bilim adamının bu görüşte olduğunu savunuyor...

Eser bilimsel bir kaynak niteliğinde. Profesör Behe,özellikle biyokimya konusunu detaylı olarak ele almış ve bu bilimsel araştırmalar ışığında Darwin'in evrim teorisinin ispatlanamayacağını keşifler ile anlatmış. Dili sade ve anlaşılır fakat bir konuda okuyucuları uyarmadan geçemeyeceğim. Tıbbı terimler ve biyokimya alanında kullanılan terimler oldukça fazla...
280 syf.
·12 günde·Beğendi·9/10
Darwin'in kara kutusu kitabının 2006 güncellenmiş halini okudum. Behe'nin görüşlerini evrimciler çok hafife alıyor. Behe açıkça evrimin bilimsel örneklerle mümkün olmadığını, mutasyonların bozucu etkisinin (yaralı mutasyonlar da vardır ama zararlı mutasyonların yanında sahilde kum tanesi kadardır) bir yapılanma değil bozunmaya sebep olacağını onlarca örnekle kanıtlamış ve 96'dsn sonra kitaba yönelik eleştirilere de cevap vermiş. Son kitabı 2019 martta yayımlandı. Behe'nin evrimi kabul ettiği, suskunluğa büründüğü gibi saçma sapan evrim hayranlarının temennilerine bakmayın. Kitabı okuyun ve evrime gerçekçi bir başlangıç yapın.
280 syf.
·Puan vermedi
Yazar Darwinizm için anti tez ortaya koyuyor ve Darwinizm'in eksik taraflarını, aciklayamadigi kısımlarını sorguluyor. Darwin teorisinde evrim, mutasyon ve doğal seçilim ile elenerek olusuyor. Proteinlerin bir araya gelerek yaşamı başlatıyor. Yazar bunların mümkün olamayacağını, tür geçişlerinde örn. surungenlerden kanatlilara geçişlerde ara türlerin olmasi gerektiği, bununla ilgili hiçbir fosile rastlanmadığını ifade ediyor. Yaşam akıllı bir tasarımdır, tesadüfen gelişmiş olmasi mümkün degildir diyor, bilimsel olarak ispatlamaya calisiyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Michael J. Behe
Tam adı:
Michael J. Behe
Unvan:
ABD'li biyokimyacı.
Doğum:
18 Ocak 1952
Michael J. Behe (d. 18 Ocak 1952, Pennsylvania) ABD'li biyokimyacı.

Lehigh Üniversitesi'nde biyokimya profesörü olarak çalışan Michael Behe 1996 yılında yayımladığı Darwin'in Kara Kutusu: Evrime Biyokimyasal Başkaldırı adlı kitabıyla evrim teorisine karşı geliştirilen Akıllı tasarım hareketini başlattı. Yazdığı Darwin'in Kara Kutusu kitabı National Review dergisi tarafından hazırlanan 20. yüzyılın en iyi 100 kitabı listesinde yer aldı.Darwin'in Kara Kutusu kitabının 10. baskısında kendisini eleştirenlere cevap verdiği ve kendi sonuçlarını geliştirdiği yeni bir bölüm yazmıştır.

2007'de "The Edge of Evolution" adlı kitabını yayınladı. Bu kitabında Akıllı Tasarım ismiyle tanınan argümanının devamını yazmıştır.Kitabında Darwinci mekanizmaların canlılığın gelişiminde çok az bir rol oynadığını ve amaçlı bir tasarımın bundaki esas itici gücü teşkil ettiğini savunmaktadır. Bu bakımdan random mutasyon ve doğal seleksiyonun işlerliğini sorgulamaktadır. Kitabına karşı getirilen eleştirileri blog adresinde cevaplamıştır.

2010'da yayınlanan bir makalesinde mutasyonların çoğunluğunun fonksiyonu kaybettireceğini tartışmıştır. Özet bölümü:

Adaptif Evrim, bir türe fonksiyon kaybettirebilir, kazandırabilir veya fonksiyonu değiştirebilir, bu nedenle bu durumların özel koşullar altındaki evrimsel süreçlere katkıda bulunup bulunmadığını belirlemek esas önemi taşır. Çünkü mutasyonlar moleküler seviyede olur, bu yüzden fonksiyon kaybettirici, kazandırıcı veya değiştirici belirli adaptasyonları değerlendirebilmek için moleküler temeldeki mutasyonların altında yatan değişiklikleri gözlemlemek gerekir. Bir zamanlar bu imkansız olsa da, geçtiğimiz yarım yüzyılda moleküler biyolojideki gelişmeler bunu mümkün kılmıştır. Bu makalede, bazı adaptasyonların altında yatan moleküler değişiklikleri, özellikle son 40 sene içindeki mikrop davranışlarıyla ilgili yapılan evrimsel deneyleri vurgulayarak yeniden gözden geçiriyorum. Bahsedilen örneklerde en sık görülen adaptif değişikliklerin daha evvel olan moleküler fonksiyonu kat be kat azaltacağını veya değiştireceğini gösteriyorum ve bu mutasyonların muhtemel sebeplerini tartışıyorum.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 18 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 47 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.