Hızlı okumayı öğrenmenin sahiden mümkün olup olmadığını araştıran çalışmalar oldu. İnsanların çok çok hızlı okumasını sağlayabilir miyiz sorusunu cevaplamak için yıllarca uğraş veren biliminsanları olmuş. Bunun mümkün olduğu, ama her zaman bir bedeli olduğu ortaya çıkmış. Sıradan insanları çok daha hızlı okuma yapabilir hale getirmiş bu ekipler; biraz eğitim ve pratikle oluyormuş bu iş. Gözlerini kelime lerin üstünde hızla gezdirip gördüklerinin bir kısmını akılda tutabiliyorlarmış. Ama sonrasında okuduktan şey hakkında test edildiklerinde, ne kadar hızlı okudularsa o kadar az şey anladıktan ortaya çıkmış. Hızın artması anlayışın azalması anlamına geliyormuş. Sonrasında profesyonel hızlı okuyuculan inceleyen biliminsanlan, biz den bariz daha iyi durumda olsalar da aynı şeyin bu insanlar için de geçerli olduğunu öğrenmiş. İnsanlann enformasyon özümseme hızının bir üst sınırının olduğu, bu bariyeri aşmaya çalıştığınızda beyninizin anlama kabiliyetini aştığınız ortaya çıkmış.
Bu konuda araştırma yapan biliminsanlan, hızlı okuyan insanların karmaşık ya da çetin metinlerden uzak durmaya meyilli olduklarını da keşfetmiş. Basit ifadeler tercih ediliyormuş.
Bu asrın bir hâssası şudur ki; hayat-ı dünyeviyeyi, hayat-ı bâkiyeye bilerek tercih ettiriyor. Yani kırılacak bir cam parçasını, bâki elmaslara bildiği halde tercih etmek bir düstur hükmüne geçmiş.
Kastamonu - 104
Aramızda, çoklu varoluşları en etkili biçimde gerçekleşenlerin, yani (biz sıradan ölümlülere oranla daha fazla gözün gördüğü) film yıldızlarının gıpta ettiğimiz idoller olmaları boşuna değil. Başlarına ördüğümüz taç, onların, bizim gözümüzde “ontolojik açıdan daha yüksekte”ki seri üretim mallarının yaşam alanında gedik açmada gösterdikleri başarıya ithaftır. Nesneler gibi var olma, ürün dünyasında bir sonradan görme olarak yer alabilme rüyamızı düşünülebilecek en muhteşem tarzda gerçekleştirdikleri için yüceltiyoruz onları.