Düşünmeye başladım. Ama düşünmek de değildi bu. Daha derin bir şeydi. Bütünleşince nasıl kutsallaştığımızı düşündüm. İnsanlık da kutsaldı tek bir bütün olduğu zaman. Kutsal olmadığı tek bir zaman vardı. Tek başına bir sefilin dişine bir lokma kıstırıp kaçmaya, bir başına koşmaya kalkıştığı zamandı o da. Tepine tepine. Böyleleri yok ediyordu kutsallığı. Ama herkes bir arada çalışırken, yani bir insan öteki için değil de, bir insan hepsi için çalıştığı zaman, onun ziyanı yok, o kutsal.
Kutsal ruh yolunu, Mesih'in yolunu düşündüm. Ne diye her şeyi İsa'nın ve Tanrının sırtına yüklüyoruz, dedim. Belki de... Belki de hepsi sevdiğimiz erkekler, sevdiğimiz kadınlardır dedim... belki kutsal ruh aslında insan ruhudur, hepsi bu! Belki tüm insanların kocaman bir tek ruhu var. Herkes onun bir parçası. Oturup düşünürken birden... anlayıverdim. Bunun gerçek olduğunu ta içimde hissettim. Hâlâ da ediyorum.
"Beni alır mısın, Bayım?"
"Yolcu almaz yazısını görmedin mi?"
"Gördüm tabii. Ama bazen zengin domuzun biri zorla böyle yazılar koydurtsa bile, iyi insan yine de yapar iyiliğini."
Ölmek! Bunun anlamı nedir! Ölümden söz ettiğimizde bir düş görüyoruz. Kaç kişinin öldüğünü gördüm; ama insanlık o kadar dar görüşlü ki varoluşun başlangıcına ve sonuna bir anlam veremiyor.