Konu olarak iman , ihlas, takva, namaz gibi bir çok konuya değiniyor. Yani hayatın her yerinden bir pencere açan küçük küçük nasihatler veren naif bir kitap. Dahası Bekir Develi ve Hayati İnanç’ın sohbetine dahil oluyorsunuz. Kitap o kadar akıcı gidiyor ki birkaç çay molasında bitirebilirsiniz. Ama bu okudum bitti denilecek kitaplardan değil. Hayatın koşuşturması içinde yine bir çay molasında açıp iç ferahlaması getirebilecek potansiyele sahip…
"Ey teslimiyet, senin adın İslâmdır!"
Kitabı ve yazarı değerlendirme hadsizliğine girmeden önce öncelikle şu konuya biraz değinmek istiyorum. Yaygın kullanılan “Bilge Kral” sözü yanlış. Çünkü o bir bilge idi ama asla kral değildi. Hayatı boyunca krallara ve krallıklara karşı çıkmış biri. Kendini de hep öğrenci olarak tanımladı.
Aliya İzetbegoviç yazarlığının da ötesinde, çok saygı duyduğum bir kişilik. Onu okumak benim için uzun zamandır bir hevesti, gerek bilgi haznemin küçüklüğünden gerek de sanat, felsefe ve daha bir çok konu bakımından düşünce yetersizliğimden dolayı okumayı ertelemiştim. Yine de kitabı okurken hiç böyle düşünmemiştim diyeceğim çok şeyle karşılaştım. İslam'ı, Hristiyanlık'ı , Marksizm'i ve diğer yaşayış biçimlerini karşılaştırıyor ve İslam'ın nerede durduğuna dair düşüncelerini aktarıyor. Üzerinde düşünülecek, dönüp dönüp okunulacak, her defasında farklı ufuklar açacak bir kitap…