Anlam, anlama ve anlatım üzerine, kısacası hayat ve hayattaki yerimiz üzerine yazılmış bir kitap…
Biraz detaylandırmak istiyorum. Ama öncelikle kitabın başından sonuna bana eşlik eden, kitapla bağdaştırdığım ve Martin Eden sesindenmişcesine dinlediğim şarkıyı, burada da paylaşmak istiyorum dinlemek isteyenler için. (Benim Martin Eden’ım, elleri ceplerinde dolaştığı her sokakta, bu şarkıyı mırıldanıyordu :)) Thurisaz-Endless… Şimdi de yorumlarımı bu şarkı eşliğinde yazmaya devam ediyorum.
Hayat’ın ve hayata dair olan her şeyin bir anlamı vardır. Ancak asıl mesele bireylerin bu anlamları doğru şekilde kendi zihinlerinde anlamlandırabilmeleri ve hayatla bağdaştırabilmeleri, bu sayede yollarını ve hayat yolculuklarını anlamlı ilkeler üzerine temellendirebilmeleri… Martin Eden, bir çiçeğe baktığında dahi onun biyolojik temellerini, evrimsel yolculuğunu ve onu, şu anki haliyle var olması sürecine kadar geçirdiği tüm anlarıyla birlikte anlamlandırmaya çalışması, aslında hem en yüce hem de en zayıf varlıklardan olan insan olmanın verdiği sorumluluğu ve hakikatli görevi belki de layıkıyla yapmaya çalışmasının dizelere yansıması. Anlam dediğimiz şey, insanlar tarafından anlamlandırılmayı bekleyen hakikatlerse eğer, bulunduğu evrede insana vereceği haz ve mutluluk, tarifi mümkün olmayacak ölçütte değerlidir.
İkincil olarak bahsettiğim anlama kelimesini açmam gerekirse eğer, tamamiyle insandan insana değişen ve hem yüzlerce aynılığı hem de yüzlerce farklılığı sağlayan şey olarak detaylandırabilirim belki. Var olan bir anlam, ancak karşıdaki kişinin anlama kapasitesiyle değer ve ölçüt kazanabilir. Hakikat dediğimiz, elbette var olduğu her haliyle değerlidir ancak bunu süregelen bir yaşamı daha anlamlı kılmaya yarayacak şekilde kullanmak istiyorsak elbette bunu anlama, algılama