Bir de, sözlerim ağır bir yük gibi çökse de yüreğinize, şunu söyleyeceğim: Öldürülenin hiç sorumluluğu yok değildir öldürülmesinde, soyulanın hiç suçu yok değildir soyulmasında.
Dürüst ve adil olan azade değildir kötünün ettiklerinden. Pirüpak olana bulaşmamış değildir mücrimin pisliği. Evet, suçlu mağdurun kurbanıdır çoğunlukla.
Daha da büyük bir çoğunlukla, suçtan ve suçlanmadan azade olanlarin yükünü taşır mahkumlar. Haklıyı haksızdan ve iyiyi kötüden ayıramazsınız...
Çünkü birlikte dururlar güneşin altında , birlikte dokunan siyah ve beyaz iplikler gibi.
Koptuğunda siyah iplik, dokuyucu tümünü elden
geçirir kumaşın ve tezgâhı da gözden geçirir hatta.
Her yıl, bahar çiçeğe durduğunda, dünya nennilendiğinde,
Ağrıdağının çobanları dört yandan gelirler, kepeneklerini gölün bakır toprağına atıp üstüne otururlar. Bin yıllık sevda toprağının üstüne otururlar. Tanyerleri ışırken kavalları bellerinden çekip Ağrıdağının öfkesini, sevdasını çalarlar. Ve gün kavuşurken bir ak kuş gelir...
Halil Cibran'ın okuduğum ilk kitabı. Hemen bir oturuşta bitirebileceğiniz bir kitap. İçinde otuzdan fazla kısa öykü bulunuyor. Beni etkileyen cümlelerle dolu bir kitaptı.
MeczupHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202522bin okunma