Süha Murat Kahraman

Süha Murat Kahraman
@SuhaMurat
Zeynep Demir Kahraman ile evli, iki çocuk babası, tabiatsever, hayvansever, İstanbulsever, köysever,seyahatsever, sanatsever, şiirsever, ümitvar bir ilim talebesi...
UMURSAMANIN YANKISI
Sabır Hayatta cevap olarak beliren Ölümdü sallanan bir tabutun içinde Unutmanın maliyeti Unutulmak Kararsız hakimlerde yaşayan vicdan Bir borcun içinde sahip olamadıklarımız Derinlerde birikmek Uzanamamak bıraktıklarına Her kelimenin içinde yatan dualarımız Konuşmak kuşatmaktı her bağışlanmayı Aşk kapılıp gitmekti kendine Çağırdığın yarımlarına uzanan bakışların Zaman, umursanmayı bekleyen yolcu İnsana yazılan kader ve kağıdın sözleri Okumak ile doğmak Büyümek ya da ölmek başlangıçtan Bir bebek kadar yorgun bir ihtiyar gibi saf Giymek insanı yeniden ellerimize, yüzümüze Yarının gözlerinde bir ömrün yankısı. 26.01.2026 7 Şaban 1447
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
TECELLİ TOHUMLARI
Gece ve gündüz arasından Sızan güneşin kelamı Güneşin okundukça solmayışı İnsanın yazı ve kışı Hafızasında yaşayan kelimeler Anıların unutmayışı Önceye ve sonraya varan Zamanın mertebesi ya da insan Parçalandığı hayatı topluyor Kalemden eliyle,diliyle, kalbiyle Çürümüş kemiklerin diriltileceği güne İzah edilmeli her geçmiş Şükür bir yaşamak zemini İrade etmek ile idare etmek arasında Tecelli ediyor yarınlar Diriliş tohumlarına Dünya örtüsünden sıyrılarak Toprağı işaret eden bütün zamanlardan Göğü kaplayan tüm günahlardan Asrın yüzüne bakarak “Kendi”yle çarpışmak ve arınmak Yitirdiğinden yeniden doğmak 9 Eylül 2025 Salı, 17 Rebiülevvel 1447
YAŞADIĞIMIZA ŞAHİT MİYİZ?
Yıllara dağılmış insan; dağınık düşüncelerinden ötürü de kendini göremiyor. Bir bitimi var insanın yorulduğu,zorlandığı ama tam da uyanması gerektiği, yaşamı yeniden sahiplendirecek başlangıç noktası olan.Sabrın tuttuğu yıllara, içinde kaybolmayı göze alarak yeniden baktıracak, gerçeğe imkan tanıyacak bir doğum yeri. Tanımak zamanı ve kelimelerini. Tanışmak alabildiğine kendinle. Her sevginin bir başka sevgiye benzemesi gibi günlere, aylara,yıllara benzemekte görecek varlığını insan kendini zamana bıraktığında. Aynı güneşe, aynı aya, aynı göğe farklı bakmak; toprağa farklı basmak. Bir günü diğerini benzetmemek için dualarını tazelemek. Amacımız kadar yükümüz. Ahde vefamızın göstergesi her doğru söz. Doğrulmak ve dosdoğru olmak; inandım diyen insanı ayakta tutan hikayesi. Ben yaşadım diyebilmesi...Yaşamı hayatta tutabilmesi...Zulümle öldürmemesi... Ölümün dahi güzelliğini koruyabilmesi; kinden, nefretten, bencillikten, kibirden, hırstan,acımasızlıktan, bombalardan ayırabilmesi. Yoksa yaşadığımızı nasıl iddia edebiliriz? 22.07.2025
ARAMAK BULMAK VE DAHA DA ÖTESİ
Tecrübe ya da Anlamanın dersleri Herkesin kabul etmediklerinden Süzülen insan Malumata sahip değil kitaplar Düşünmek,sabra davet Karmaşık bir dilden işitilen Konuşmak, Dünyanın sessiz kalması Konuştukça susmayan bombalar Kelimelerin altında ezilen utançlar Merhamet bir terk edilmişlik İki insan arasında insan Habil’in ve Kabil’in ayak izleri Adımlarıdır duyulan Gemi ve yaklaşan tufan Zamanı yok Denemelerin, deneylerin, hipotezlerin Süre doldu ve çıktı kaplumbağalar yola İçinde evleriyle birlikte yürüdüler Tilkiler,çakallar,kurtlar arasından Kirpilerin açtığı yoldan Karayılanların sesine Sessizliğin ahenginden yapılan pusula Ay’dan güneşe yollanan selam Ve ormanın en karanlık yerleri
ÖLÜM YANKISI
Dünya kendi yankısını işitebilenlerin ayakta kalabildiği yer. Ölümün yaşamanın, yaşayabilmenin önkoşulu olduğunu bilenlerin. Gidilecek bir diyarın kaybolacak her şeyiyle meşgulüz. Mutlu olmak ne kadar ahlaki? Acizliğin açtığı yolu göremeyecek kadar aciziz. Korkmak, kuşkulanmak istemesek de hayal kurabilenlerden, yol göstericiliğine de güvenemiyoruz. Koruyamıyoruz içinde yaşadığımız dünyayı, dünyadan. Işığını güneşin karanlıktan. Yüzleşmeyi sevmeliyiz her insanda, çocukluğun saflığına bir tefekkür olabilmeliyiz oysa. Düşlemeden büyümüyor hayat. Düşünmeden büyütemiyor kendini insan. Yeniden bakmak belki de insanın aynası. Yeniden yeniden bakacak olduğuna… 23.05.2025