Hakikat yolculuğunda ibadetler bizatihi hedef değil, birer araçtır, vesiledir. İbadetin asıl değeri, taşınan niyette ve neticede Allah'ın hoşnutluğunu ve yakınlığını kazanmadadır.
Kur'an-ı Kerim'de bazı ayetlerde namaz, zekâtla birlikte anılır. Tasavvuf merkezli tefsir kitaplarında bunun bir gerekçesi olarak, zekâtın malı arındırma işleviyle namazın insanın iç dünyasını arındırma fonksiyonunun birbirine benziyor olmasına vurgu yapılmıştır.
Namaz, bedenin olduğu kadar kalbin de ibadetidir. Kalbin nurlandıranı ve saflaştıranı olan namaz, kalbe gerçek kuvvetini buldurur. Onu ölü olmaktan kurtarıp canlı kalmasını sağlar. Kalbe verdiği fer ve şevki hesaba katarak namazı "kalbin cilalanması" olarak tarif edenler de olmuştur.
İbadetlerin bir boyutu, insanın biyolojik yapısından kaynaklanan aşırı arzuların dengelenmesine yöneliktir. İnsan namazda, dışarıdaki hayatta kendisine hücum eden günahların saldırısından kurtulduğu gibi iç dünyasından fışkıran hararetli duyguların esaret zincirlerinden de birer birer sıyrılır. Namaz, kişide zamanla sıkı bir nefs kontrol sistemi kurarak onu bayağı arzularının kölesi olmaktan kurtarır.