"Bak, göreceksin bende başladığını güzün,
Ayaza karşı titrer dallardaki yapraklar, Sararır, tek tük kalır, düşerler bütün bütün; Kuş sesleri kesilmiş, yıkık boş tapınaklar. Bak, göreceksin bende alacakaranlığı:
Nasıl güneş batıdan solgun solgun gidince Kefen örten eliyle ezerse her ışığı
Ölümün kan kardeşi kapkara çirkin gece. Bak, göreceksin bende ateşin korları var:
Genç ve dinç günlerinden kalma küller üstünde
Ölüm döşeğindeymiş gibi fersiz yatarlar;
Eceline ermiştir ateş kendi gücünde.
Senin bunları görmen artıracak sevgini, Ayrılık yakın diye çok seveceksin beni." (William Shakespeare)
Evet, namazda insan, kendisinin ve onun haricindeki bütün varlıkların temsilcisidir. Varlıkların hizmet ve ibadetlerini onlar adına, kendi ibadeti içerisinde eriterek Allah'a sunmakla vazifeli bir elçidir.
İnsan, kâinatta üç büyük tablo ile karşı karşıyadır. Hayranlık uyandıran güzellikler, şükrü tetikleyen nimetler ve itaat hissini doğuran ihtişam... "Allahu Ekber, Elhamdülillah, Subhanallah" ifadeleri, kâinattaki sanat, nimet ve haşmetin tamamlayıcı ifadeleridir. Namazın da çekirdek ifadeleri olan bu zikirler, kâinatın mükemmel sanat eserleriyle dolu olmasının insan ruhundaki yankılarıdır.