Şükran Karaduman

Şükran Karaduman
@Sukrankaraduman
İzmir
82 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Bakıyorum, ne yeteri kadar ağacım, Ne çakılım, ne insanım yeteri kadar. Türlü giysilerle çıplağım, üşüyorum. Bakıyorum yalnızım, bir türkü sadece! Ondan, ondan işte bu türkü gece gündüz.
Reklam
Puan vermedi·272 syf.·
2026 4. kitabı
Stefan Zweig
9.1/10 · 882 okunma
Kadının Gücü
8/10
·112 syf.··
2026 3. kitabı
İhanet. Kitabımız bu şekilde başlıyor ve gerçek hikayeye dayanıyor. Müzikle yetişmiş bir kadın sanatçının dimdik duruşunu satırlara taşımakta Fatma Aliye. Dönemine göre cesur yaşam, cesur yapıt. Bedia, Osmanlı'nın son yüzyılında yaşamış ve zengin bir ailenin kızı olarak yetişmiş. Babası ve abisi üzerine titreyip bir dediğini iki etmemişler. Aynı şekilde Bedia da. Ve Bedia çeşitli müzik aletlerini çalıp sonunda uda aşık olmuş. Çevresinde çok ünlenip önemli davetlerde hatır için çalar olmuş. Bu yetenekli kadının hayatı evlenmekle tamamen değişmiş. Roman gerçek olmasının yanı sıra edebiyatımızın ilk romanlarında görülen benzer özellikleri barındırıyor kendisinde. Romantizm etkisine bağlı yoğun duygular göze çarpıyor; Bedia'nın kusursuz yetiştirilmesi, aşk acısı çekmesi, Mail'in pişmanlığı, Helula'nın af dilerken ısrarcılığı ve daha birçokları. Fatma Aliye'nin 1899 yılında yazdığı bu kitap dönemi için ileri görüşlü. Kadının güçlü olması, ev geçindirebilecek şekilde para kazanması ve en önemlisi kocası ona ihanet ettiğinde ondan gidebilmesi. Kitabın ilk başlarında kaderine katlanan klasik Türk kadını tablosu ile karşı karşıya kalacağımı sanırken güçlü bir kadınla yola devam etmek beni mutlu etti. İnsanlık tarih boyunca hep benzer acıları çekmiş. Değişen sadece yıllar ve eşyalar olmuş. Ama en çok acıyı kadınlar çekmiş, çektirilmiş. Tüm kadınlarımızın "Sitti Bedia" kadar güçlü olması dileğimle. İyi okumalar...
UdiFatma Aliye Hanım · İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,182 okunma
"Küllü şeyin siva'l-hıyaneti fi'l-hubbi yehtemilü." (Aşkta ihanet dışında her şeye katlanılır.)
O bundan sonra ayıpları, fenaları öğrenecekti! O bundan sonra insanları anlayacaktı. O bundan sonra dostluk ve insanlık denilen şeyin ancak zenginken, mesutken, talihliyken görülen, ismi işitilen şeylerden olduğunu öğrenecekti. Gülerken, eğlenirken, gezerken pek çok olan dostların, yoldaşların, ağlarken insana eşlik etmeyeceğini bilecekti.
Reklam