"Öyle çok şey var ki aklımda, düşünemiyorum anne."
"Seninki düşünmek değil, dertlenmek o zaman yavrum" dedi
Suzan bir elini Selim'in omzuna koyarken. "Dertlenme, tamam mı?
Bak, çöker gidersin, dertlenme."
Bir görsen, nasıl genciz! Rüya gibiyiz. Kapan gibi daralan paslı evliliklerin içinde, nezih mangal partilerinin kenarında, kalın raporların arasında henüz ölmeye başlamamışız.
Bu yığına mı ait olmak istiyorum, diye düşünüyorum. Yalnızlığı sevmiyorsam, evet, bu yığına ait olmalıyım. Gidip içlerinden birine merhaba falan demeliyim. Yapamam ki… Kendimle bile konuşamıyorum, delirmek büyük lüks.