Geçmişe, onu belirli bir biçimde okumakla yetinmeyip, eylemlerimiz yoluyla yorumlamak suretiyle bugünden hareketle nihai bir biçim verebilecek olan bizizdir.
Neşelilik savunucularının hazmedemediği gerçek, olumsallık diye bir şey söz konusu oldukça, başarısızlık ihtimalinin daima orada durduğudur; tabii akıl almaz ilerlemeler kaydetme ihtimalinin de.
Kendimizi şahsen ortadan kaldırma gücüne öteden beri sahip olan bizler hayranlık uyandıran bir teknolojik beceriyle, artık bu sonu kolektif düzeyde gerçekleştirebilecek noktaya ulaşmış durumdayızdır. Deyim yerindeyse, intihar toplumsallaşarak kamu mülkiyetine geçmiştir.