Ruth'un oturduğu evin ortamından, huzurundan, sükûnetinden, güzelliğinden ne kadar farklı diye geçirdi içinden. Orada her şey maneviydi. Buradaysa sadece maddiyat vardı, hem de bayağı bir maddiyat.
Hayatı boyunca sevgi açlığı çekmişti. Sevgiye hasretti. Varoluşunun temel talebiydi sevgi. Ama hiç sevgi görmemiş ve zaman içinde katılaşmıştı. Sevgiye ihtiyaç duyduğunu fark etmemişti bile. Şimdi de bilmiyordu bunu. Sadece sevginin nasıl ifade edildiğini görmüş, yüreği hoplamış ve ne kadar güzel, yüce ve muhteşem bir şey olduğunu düşünmüştü.