“Zaten siz askerleri ilgilendiren tek şey bu!” demişti büyükanne, çocukları tamamen görmezden gelerek.
“Güzel üniformalarınızla yakışıklı görünmek. Giyinip kuşanıp o çok
kötü, korkunç şeyleri yapıyorsunuz. Bundan utanç duyuyorum.
“Benim oynamak isteyeceğim tarzda çocuklar değil,
” dedi
Gretel kararlı bir sesle.
“Pis görünüyorlar. Hilda, Isobel ve
Louise her sabah banyo yapıyorlardı, ben de öyle. Bu
çocuklar sanki hayatları boyunca hiç banyo yapmamış
gibiler.
”
Birkaç tanesi sessiz bir grup halinde barakaların yanında
duruyor, sanki görülmek istemedikleri bir oyundaymış gibi
yere bakıyorlardı. Bazılarında koltuk değnekleri vardı;
çoğunun başı bandajlarla sarılmıştı. Bazılarının elinde
bahçıvan araçları vardı. Askerler tarafından, görülmeyen bir
yere götürülüyorlardı.
Ama
şu sağlıklı insan biraz hastalanıverince, yani organizmasın- daki normal yeryüzü düzeni bozuluverince, bir başka dünyanın
olabilirliği kendini duyurmaya başlar; hastalık arttıkça
öteki dünya ile yakınlık da artar. İnsan öldüğünde ise doğrudan
doğruya öteki dünyaya göçer gider. Ne zamandır düşündüğüm
bir konu bu benim. Eğer öbür dünyaya inanıyorsanız,
bu düşüncelere de inanabilirsiniz.