Sevgili Dost,
Büyüyünce doktor olmak isteyen çocuklar, büyüyünce cellat oldular. Mirasları için anne ve babalarını, kalpleri için sevgililerini, ilkeleri için kendilerini öldürdüler.
"Bir dostluk kaldı! diye bağırıyor pazarcı tezgahındaki meyveler için. "Bir dostluk kaldı!" Bir dosta yetecek kadar , demek istiyor. Az kaldı , demek istiyor. Ben önce bu cümleyi, "Dayanacak, bir dostluk kaldı, " diye anlıyorum. Sonra, "Bir dostluk kaldı mı ? " diye soruyorum. Pazarcı , "Bir dostluk kaldı!" diye bağırıyor.