O bana baktığında yeryüzündeki her bir sesin ve görüntünün yok olduğuna, gökyüzündeki bütün yıldızların ışığını onun üzerine tuttuğuna yemin edebilirim. Bana dokunduğunda vücudumdaki her bir hücrenin yaşadığını hissettiğime şahit olsun bütün teoriler ve şahit olsun ki tenim, cayır cayır yanıyor onun dokunduğu her yer. O güldüğünde gözlerinin kenarlarında beliren kırışıklıklarının cennetin ırmaklarının haritası olduğuna yemin ederim. Hele güldüğünde.. Hele ki kainatın sahip olduğu hiçbir güzellikle kıyaslanamayacak o gülüş. Beni tanrıçalardan daha şanslı hissettiren o gülüş. Korlar düşse ve iskender bir ok saplamış olsa kalbime bu kadar acır mıydı bilmiyorum.. Başkasına gülme. Gülüşünü kıskanırım. Başkasına aitmişsin gibi hissederim. Sadece benim canım yansın. Yeter ki benimki yansın... "Rabia Gideroğlu"
'' Hayır. Çünkü anladım ki bu ülkedeki sorun, bilgi ya da anlayış eksikliğinden kaynaklanmıyor. Öğretebileceğiniz hiçbir şey yok. Her şeyi sizden benden iyi biliyorlar ama kötü niyetliler. Bildiklerini okuyorlar. Bu ülkedeki karar sistemini elinde bulunduranlara hiçbir şey yapamazsınız. Çünkü halk salak ve saf. Halkın salak olduğu bir ülkedeki demokrasi diktatörlük ve seçimle gelen krallar demektir. Bu yüzden artık ülkeyle olan bütün bağlarımı kestim. Kimin başbakan olduğunu bile bilmiyorum. Bugünkü serçe yavrusu başbakandan daha önemli. ''
"KÜÇÜCÜK ÇOCUKLARA HER ŞEYİ NEDEN ANLATMAK GEREK?”
Hakikaten de sevgili Portuga, bana her şeyi çok erken anlattılar.
Hoşça kal!"
Şeker Portakalı, José Mauro de Vasconcelos