Gözde serçe

Gözde serçe
@Sunshine38
“Nice serv-i kâmet ki, kuru bir yaprak imiş Meğer ruhum savrulan bir avuç toprak imiş.”
İçimizdeki bozkırkurdu
10/10
·210 syf.··
2025 29. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2025 22:55
Bozkırkurdu’nu kapattığımda, birkaç gün okuduklarımı ve hissettiklerimi sindirebilmek için uzun uzun düşündüm. Yazmaya karar verdiğimde ise kalbim hâlâ kitabın içinde yürüyordu.Harry Haller’in yalnızlığı, çelişkileri ve özgürlüğe duyduğu susuzluk, uzun zamandır içimde sessizce dolaşan bir yanıma eşlik etti. Sayfalar, sanki kulağıma eğilip fısıldıyordu: “Bak, sen de buradasın.”Kalabalıklar içinde sıkışmış ama bir yandan da kendi sınırlarını zorlayan, hem düzenin içinde yaşayan hem de o düzenden rahatsızlık duyan bir tarafımın yalnız olmadığını hissettim. Kitabı bitirdiğimde bu gerçeklik olgusu tüm çıplaklığıyla tekrar gözlerimin önüne serildi. 1877 yılında Almanya’da doğan Hesse, Bozkırkurdu romanını iki dünya savaşı arasında, 1927 yılında yazmıştır. Romanda yalnızca bir karakterin hikâyesini değil, modern insanın ruhsal bölünmüşlüğünü de kaleme almıştır. Haller’in varoluş sancısı, aslında bir dönemin ve bir kuşağın içsel yankısını yansıtır. Günümüz dünyasına baktığımızda ise çok şey değişmediğini fark ediyoruz; teknolojik gelişmeler ve soğuk savaşların gölgesinde, yanı başımızda sıcak savaşlar ve soykırımlar hâlâ devam ediyor. Bu durum, insanlığın yüzyıllardır “insan olmak” adına verdiği savaşın, ne yazık ki, içler acısı bir sonuçla devam ettiğini gözler önüne seriyor.O yüzden kitabın dünyasına adım attığınızda sadece bir roman okumuyorsunuz; aynı zamanda kendi içinizdeki sessiz yankıları da duymaya başlıyorsunuz. Haller’in iki kişiliği — özgürlüğe aç bozkırkurdu ve uyumlu kent insanı — bana modern dünya insanının içindeki çarpışmaları hatırlattı. Bir yanımız uyum sağlamak, düzenin içinde güvenle yürümek ister. Diğer yanımız ise bu düzen içinde doğru gitmeyen bir şeyleri sezip, kalıpları kırıp kendi doğasına dönmenin hayalini kurar. Hesse, bu bölünmeyi Haller’in
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,7bin okunma
Reklam
“Özlemini çektiğiniz o gerçek, yalnızca kendinizde yaşıyor. Ben size kendi içinizde var olandan başka bir şey veremem, ruhunuzdakinden bir başka resim galerisini buyur edip çıkaramam önünüze.”
“Haklısın Bozkırkurdu, yerden göğe haklısın, öyleyken yok olup gitmekten başka bir şey gelmiyor elimden. Bugünün pek az şeyle yetinen basit ve rahat dünyası için fazla iddialı ve açsın, seni kendi içinden tükürüp atıyor bu dünya, onun boyutlarının dışına taşıyorsun. Günümüzde yaşamak ve yaşamaktan zevk almak isteyen birinin senin gibi, benim gibi bir insan olmaması gerekiyor. Zırıltı yerine gerçek müzik, eğlence yerine kıvanç, para yerine ruh, gelişigüzel etkinlikler yerine gerçek eylem, oyun yerine gerçek tutku arayan birine bu dünya gerçek yurt olamaz…”
“-İlle ölmek gerekiyor yani.” “Sanıyorum evet! Mutluluğumdan pek memnunum, ona bir süre daha katlanabilirim. Ama mutluluk bana bir saatlik zaman bırakmaya görsün, uyanıp kendime gelebilmem ve özlemlere kucak açabilmem için bir saatlik zaman, tek arzuladığım şey onu sürekli alıkoymak değil, yeniden acı çekmek oluyor, ama eskisinden daha güzel, eskisi kadar sefil denmeyecek gibi acı çekmeyi, beni ölmeye hazır ve istekli kılacak gibi acı çekmeyi arzuluyorum.”
“Aman Tanrım, diye düşündüm, şimdi bunların arasına karışacak, bu insanların dünyasını, bana yabancı bulduğum, şimdiye dek titizlikle kaçıp öylesine aşağıladığım bu dünyayı, haylaz ve eğlence düşkünü bu insanların dünyasını, mermer masacıkların, caz müziğinin, aşüftelerin, pazarlamacıların bu sığ ve kalıplaşmış dünyasını yurt mu edinecektim kendime!”