İşgal edilmiş hiç bir zihnin,Tanrısı yoktur.
Her yoksul,bir başka yoksul doğurarak sefalete yeni bir rehin verdiği andan itibaren suçlu olur.
Din,köleler içindir.Onlara,yaşamın veremediği teselliyi verir.
OsteoSapiens
Edward Said entelektüel kavramını "Entelektüel kolay kolay hükümetlerin veya büyük şirketlerin adamı yapılamayan, devamlı unutulan ya da sümenaltı edilen insanları ve meseleleri temsil etmek için var olandır."diye ifade eder. Entelektüel, fikir ve bilgi üreten ve yayan kişi olarak değerlendirilebileceği gibi, sanat, kültür ve bilim alanlarında bilgi birikimine sahip uzman ve otorite olarak da tanımlanabilir. Entelektüel, ayrıca toplumun aklı, vicdanı ve cesareti olarak da görülebilir. Bir toplumun kendi dili ile eğitim ve öğretim yapan okullar ve üniversiteler, bilim, sanat ve kültür kurumlarını yaratmadan, ulusal ve toplumsal bilincin üretildiği entelektüel birikimi oluşturması zordur. Entelektüel birikim oluşturulmadan, tarih ve toplum bilinci gelişemez; aynı şekilde, tarih ve toplum bilinci oluşturulmadan milli bilinç de gelişmez.
Dünya literatüründe bilinen kavramlar arasında yer alan beyaz soykırım, Jenosit veya Holokost gibi terimler, Kürdçede "Qirkirin" olarak ifade edilir. Fiziksel soykırım ile kıyaslandığında, beyaz soykırım, kültürel ve dilsel boyutta gerçekleşen bir süreç olarak tanımlanabilir. Beyaz soykırım, fiziki soykırımdan daha yıkıcı ve tehlikelidir. Beyaz soykırımda asimilasyona uğrayan birey, egemen ulusun bireyine dönüşür ve ona güç katar. Beyaz soykırıma uğrayan kişi fiziki olarak ortadan kalmaz ancak daha kötü bir noktaya savrulur; düşmanına dönüşür ve onu çoğaltır. Fiziki soykırıma uğrayan birey yok olur ancak çevresinden geriye kalanlar soykırımcıdan nefret eder. Bu durum geride kalanlarda milli bir bilinç oluşturur. Yahudiler fiziki soykırıma uğradıktan sonra büyük bir bilinçle vatanlarını kurdular. Ve soykırımı yaşamamak için "bir daha asla" dediler ve yaşadıklarını hiçbir zaman unutmamaya ant içtiler.
Ehmede Xani Kürd Mir’lerine şiirlerinde şöyle seslenir;
Eğer birlik ve beraberlik içinde olsaydık
Birbirimize uyup ittifakımızı kursaydık
Tamamıyla romlar, Araplar ve Farslar
Hepsi bizim için hizmetçi olacaklardı
O zaman tamamlardık dini ve devleti
Elde edecektik hem ilmi hem hikmeti
Sözler ayıklanır ve elenirdi
Kemal sahipleri belirlenirdi.
Türk İslamcıları ve Türk solcuları da farklı cephelerden gençlerimizi zehirlemiştir. Türk İslamcılarının etkisine giren gençlere, “hepimiz İslam’ız, hepimiz Ümmetiz, İslam için savaşmalıyız.“ Diyerek ulusal kimliklerini kullanmalarının İslam’a aykırı olduğuna inandırılmışlardır. Bu yolla İslam enternasyonalizmi adına binlerce Kürt genci heba olmuştur.