Klasik olmanın birinci şartı çağlar arasında geçiş yapacak denli zamanı aşan konulara yer verip söz konusu konuları evrensel bir nitelikte işlemektir benim fikrimce. Bu yüzden Suç ve Ceza gibi bir kitabın klasik olması o kadar doğaldır ki, bu eserin klasik olduğunu bilmesek bile onu okumak bu bilgiye erişmemizi mümkün kılıyor. Onun klasik olmanın şartlarını taşıdığını şu an okuduğum yere kadar diyebilirim ki insan psikolojisine ve insanın sosyal bir varlık oluşunu ele almasından dolayıdır. Bu yüzden de yazıldığı zamanlar okunduğu gibi bu ve bundan sonraki zamanlarda da okunacaktır. Çünkü insan var oldukça psikolojisi de var olacak, psikoloji var oldukça da insan ruhundaki kaymalar, incelikler, duygu değişimleri de sürecektir. Hal böyle olunca da böylesine insan ruhunu ve düşüncesini her paragrafta yazan bir eser kalıcılığını korumuş olur.
Toplumun ekonomik durumunun bireyin oluşumundaki etkisi, birden değişen dengelerle insan karakterindeki değişimler Raskolnikov karakteri kanalıyla bir cinayet üzerinden bir kişiliğin yavaşça ama zehir misali yok oluşu işlenir. Raskolnikov yoksulluğun yarattığı buhranlı dönemin etkisiyle cimri olan tefeci kadın onun kız kardeşinin öldürür. Ama bu ölümden öncesi kadar sonrası da çarpıcıdır. Çarpıcı diyorum. Başka kelimeler daha etkili olabilir ama zihnimde çarpıtan düşünceler yarattığı için çarpıcıdır derim. Karakter cinayeti işlemeyi önceleri kendine yakıştırama hatta bunu düşünmekten kendini kınar. Ne var ki, yokluk arttıkça doğru ahlak kötü ahlak karşısında çatırtılar eşliğinde sessiz bir depremle yıkılır. Geriye kalan kötülüğün iğrenç enkazıdır. Bu enkazla yapılacak tek şey iki insanı öldürmek ve tefeci kadının parasını çalmaktır.
Yazarken olayları anlatmak kolay geliyor ama Raskolnikov bunları yaşarken canlı canlı yakılmaya