Süreyya özmen

Süreyya özmen
@Sureyyaaaaa
Bugün yaşamı seviyorum . Yarın da bir neden bulur severim. Daha sonra yeniden keşfeder yeniden severim. Benim sevmekten başka işim yok ki? Cemal süreya..
Geriye dönüp geçmişe bakıyorum da bugüne kadar ne kadar güçlü olduğumu görüyorum. Ne kadar yorulmaya hakkım olduğunu, ne kadar gönlümü yaslamak için bir omuza hakkım olduğunu ve belki biraz olsun kendime gelebilmek için her şeyden ve herkesten bir müddet uzaklasmaya hakkım olduğunu anlıyorum. Yola.. Sonra geriye dönüp yola bakiyorum şaşkınca... Bu engebeli, taşlı ve bitmek bilmeyen meşakkatli yolu küçük küçük adimlarla ve tükenmeye oynayan o sabrımla nasil aşmaşım ! Yolun bütün sıkıntılarına göğüs geren ve onca zorluklarla savaşan benmişim meğer ! Dönüp geriye bakiyor ve kendimi görüyorum; yıldızların yolunu şaşırdığı, kefenin siyahlarda kaydolduğu, zifiri karanlik bir gecede ve de soğuk bir yolun tam ortasinda, diz çökmüş, titrek elleriyle gözyaşlerını siliyor, yaralarını sarıyor, kendi kendini teselli ediyor, derin bir nefes alıp önce umudunu sonra kendini yeniden ayağa kaldırıyor, sonra da tüm acısına ve yorgunluğuna rağmen yola devam ediyor... Kendimi gorüyorum; hayalleri için kollanını sıvamış, kendi kendini kucaklamış, kendi dünyasının boşluklaranı yine kendi dolduran beni. Geriye dönüp yorgun ama cesur olup yola devam eden kendime bakinca iftihar ediyor ve en nihayetinde tüm savunmasizligin içinden onu kucaklamak, sarılmak ve kulağına: "Yeterince çabaladın... yeterince savaştın... Hatta yenilgilere mahkum çabaların bile takdire şayan... Çünkü yenilgi yenilgi büyüyen bir zaferdi o mağlubiyetlerin...." Diye fisildamak istiyorum şairin sondaki cümlesince. Kendime, iyileşmiş yaralarıma ve onarılmış kırılmışlıklarıma bakıyorum ve başımı dik tutuyorum ; iyi ya da kötü, az ya da çok, ulaştığım her nokta iç alemimin en karanlik anlarimda sığındığım Rabbim'in merhametli desteğinin ve bana bahsettigi çabamın eseri. İmkânsız gibi görünen anlarda bana Işık gönderip, yolumu
Reklam
İnsanlık üşüyor...
Git gide soğuyor bu kaldırımlar , bu sokaklar, bu meydanlar. Bu kentin her bir köşesi git gide soğuyor. Bakışlara siniyor soğuk. Yüz yüze bakışmalardan üşüyoruz artık. Herkes bir diğerinin donduran bakışlarından uzaklaşmaya başlıyor. Bir parça olsun huzur verecek teselliler yok artık. Dua cümlelerini hatırlamıyor kent. Sokaklar ışıklandırılıyor barlar , kafeler, alışveriş merkezleri , billbord'lar , evler her yer ama her yer ışıklandırılıyor ama bakışlardaki karanlık yinede kaybolmuyor insanların üşüyen ruhlarına ışık da teselli olmuyor. Kaçacak yeri yok kimsenin... ✍️Alıntı
Hayat
Adam fısıldadı: “Tanrım konuş benimle .” Ve bir kuş cıvıldadı ağaçta. Ama adam duymadı. Sonra adam bağırdı : “Tanrım konuş benimle.” Ve gökyüzünde bir şimşek çaktı. Ama adam dinlemedi onu. Adam etrafına bakındı ve, “Tanrım seni görmeme izin ver “ dedi. Ve bir yıldız parladı gökyüzünde. Ama adam farkına varmadı. Ve yüksek sesle haykırdı: “Tanrım bana bir mucize göster.” Ve bir bebek doğdu bir yerlerde. Ama adam bunu bilemedi. Sonra çaresizlik içinde sızladı: “Dokun bana tanrım ve burada olduğunu anlamamı sağla, ne olur! “ Bir kelebek kondu adamın omzuna. Ve adam kelebeği , elinin tersiyle uzaklaştırdı…. “Tanrı sana bir şey söylemek istediğinde bir insana bunu söyletecektir “ ✨ Epiktetos
Hayat ve İnsan
Sen neden burada değilsin?"
“Akıl hastanesinin bahçesinde sigara içiyordum. Merakımdan sanırım, bir şekilde orada buldum kendimi. Kendi halinde, oldukça normal davranan, yüz çizgilerinden kırklarında olduğunu düşündüğüm bir adamla göz göze geldik. Ben bir kaç kafamı çevirsem de, o gözlerini üzerimden hiç çekmedi. Kıyafetlerinden anladığım kadarıyla misafirdi orada, hasta demeye dilim varmıyor şimdi. Önce biraz çekindim, sonra cesaretimi toplayıp küçük adımlarla yaklaştım yanına. "Sigara versene" dedi hemen. Sigarayı uzatırken "neden buradasınız?" demiş bulundum. Sigarasını yaktı, tekrar gözlerini dikti üzerime. Kırpmıyordu bile, ürkmedim desem yalan olur. "İyi günler" dileyerek uzaklaşmaya karar verdim. "Belki de yanlış bir soru sormuşumdur. Belki canını sıkmışımdır ya da ne bileyim adam deli işte!" diye geçirdim içimden. "Sen neden burada değilsin?" diye bağırdı arkamdan. Öyle bir bağırdı ki, arkamı dönmeye korktum. Cinnetle bağırır gibi.. Döndüm yüzümü, olduğum yerde, yaklaşmadan baktım yüzüne. Bu sefer sesini daha da yükselterek, tekrarladı; "Sen neden burada değilsin? Onca sahtekarın, onca vicdansızın, onca ihanetin içinde durabilmeyi nasıl başarıyorsun ? Çocukların vurulduğu, çiçeklerin koparıldığı, sevgilerin harcandığı, umudun tükendiği, renksiz, yapay bir dünya var dışarıda. Uyuşmadan uyum sağlayamadığım, gürültüsünden uyuyamadığım. Kirli, kibirli, kaba bir dünya var. Çıkarları uğruna seni çakıyla son model bir arabayı çizer gibi çizecek binlerce insan var. Kanını emecek bir sürü vampir. Sana kullanılıp, köşeye atılmış pis bir mendil gibi hissetirecek bir sürü katil. Sen neden burada değilsin?" - Nursen Yıldırım
İnsan ve Toplum
Delilik,şüphesiz,aptallıktan iyidir. Delilik Var olmuş bir zekanın yok oluşudur; aptallık, var olmamış bir zekanın var olmamaya devam edişidir. Deliliğin hiç olmazsa mazisi şanlı. Aptalığın Şerefli bir tarihi bile yok
İnsan ve Toplum