"Öyle bir kızgınlık sergiliyordu ki sanki kendisine onun altın sandığı bir kutu hediye etmiştim, o da bana hararetle teşekkür etmiş, sonra da bir kuyumcudan kutunun kaplama olduğunu öğrenmişti."
Bu kadar güzel bir kadının Paris’te tek başına sokağa çıkmasına izin vermenin, sokağın ortasına mücevher dolu bir kutu bırakmak kadar büyük bir ihtiyatsızlık olduğunu düşünüyordu. O zaman yoldan geçen herkese hepsi birer hırsızmış gibi kızıyordu.