Öyle insanlar vardır ki yalnızca bilmediğini bilmemekle kalmaz, her şeyi bildiğini iddia eder. Doktor değildir. Fakat doktorları küçük görür. Önüne gelene ilâç tavsiye eder. Yanlış evlilik yapmış, içi dışı çirkin bir kadın almıştır. Fakat herkese evlilikte dikkat edilecek hususları öğretir. Bir ton para harcayarak ahır gibi bir ev yaptırmıştır. Fakat Mimar Sinan'ı beğenmez.
Yoklukla varlığın bir tek şey olduğunu kim ispat edebilir? Bunu söylemek bile bir deliliktir. Hål böyleyken, bunu kim ispat edebilir?
Kim mi? dedi Aynalı Baba. Bilmekle bilmemeyi bir tutan deliler.
Azizim! İnsanlar mantığı, kendi söyledikleri doğru görün- sün diye icat etmişlerdir. Şimdi sana desem ki, "Falan memleke. tin kralının bir oğlu dünyaya geldi. O millet şenlik yapıyor," bu duruma hiç şaşırmaz, belki de bunu son derece normal bulursun. Fakat bir düşün! Birinci olarak bu çocuğun yaşayıp yaşamayacağı meçhul; ikinci olarak iyi birisi olup olmayacağı meçhul; üçüncü olarak insan olduğu için iyiye değil de kötüye meyletmesi ihtimal dahilinde; dördüncü olarak kral çocuğu olduğu için kibirli, zalim, bencil, hatta cahil olması bile olası. Bu özelliklere sahip olma ihtimali yüksek bir çocuk için şenlik yapılma- sını normal karşılarken, Zararsız'ın dünyaya gelişine, iki kişinin sevinmesini niçin garipsiyorsun?
"Ayrılıklar da sevdaya dahil" diyor Atilla İlhan Ve cevap veriyor Cahit Zarifoğlu; "Oturup konuşsaydık geçerdi belki her şey, başını alıp gitmek' sevdaya dahil değil."