Dünyayı çocuklara verelim onlar yönetsin sözüne tezat söz konusu güç ve iktidar olduğunda çocukların bile gözünün kararacağını bize gösteren Sineklerin Tanrısı bir iktidar mücadelesini anlatan alegorik kitaptır. Üçüncü dünya savaşından diğer adıyla Atom Savaşından kaçmaya çalışan tamamı erkek ve tamamı Britanyalı çocuklar…
Yaş aralığı 6-12 olan bu çocuklar düştükleri adayı okudukları mercan adası kitabıyla özdeşleştirirler. Başlarda bir süre tatlı maceralar, adanın tadını çıkarmalar. Başlarda adaya ve oyunlara kendilerini öylesine kaptırmıştılar ki neden orada olduklarını, kurtarılmaları gerektiklerini unutmuşlardı. Elbette uzun sürmedi. Bu büyülü koca adaya çocuklar sığamamaya başlamışlardı. Bunlar beraberinde lider seçmeyi, kuralları, farklı fikirleri ve tabi ki anlaşmazlıkları getirmişti. İki başrol vardı Ralph ve Jack. Başlangıçta uzlaşmaya çalışan diğer çocuklarda kişilik olarak üstün iki farklı çocuk. Zekasıyla farklı olan fakat geri planda tutulan domuzcuk istemeden de olsa şeytan minaresine demokrasiyi yüklemişti. Kitabın ilerleyen bölümlerinde şeytan minaresinin kırılması demokrasinin avuçlarından gittiğini simgeler. Domuzcuğun gözlüğü, teknolojiyi sembolize etmektedir. Gözlük olmasaydı ateş yakılamayacaktı. Hayatta kalmak ve hayatlarını kurtarmak için ateşe ihtiyaç vardı ateş özgürlük ile bağdaştırılabilir. Kitabın sonunda da koca bir orman yanmış ve bunun sonucunda askerler gelip çocukları kurtarmıştı. O sırada rastlantı ile mi buldular, yoksa ateş sayesinde mi bilinmez; ancak ateşin etkisi olduğu da kuşku götürmez bir gerçektir. Bir süre geçtikten sonra ada da canavar sorunu gündeme geldi, kimsenin somut olarak ispat edemediği ama herkesin bir şekilde varlığına emin olduğu şey canavar değil korkuydu. Jack in gruptan ayrılıp kendi ekibini kurması ve yanında