Suzan Barut

Suzan Barut
@Suzanbarutt
Lisans
20 Mayıs 1999
16 okur puanı
Ekim 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Bir İdam Mahkumunun Son Günü
Puan vermedi·120 syf.··
2025 1. kitabı
Yok olmak diye bir şey yok, herkes dönüşür, her şey dönüşür. Dönüşmelidir. Kitabı okumaya başlandığında mahkûmun suçu ne acaba? Sorusunun sorulmasına dahi fırsat vermeden hislerini paylaştım. İdam cezasının kürek cezasına tercih edip ölmek bundan iyidir diye ölümü seçmek ama bu seferde da ölüme giden yolun ölmekten daha acı verici olduğunu iliklerime kadar hissettiğim romandı. Ölüm gününü beklemek, korkuları, endişeleri, geride bıraktıkları, en acısı da hayatı boyunca yapamadığı keşkelerini düşünerek genç yaşta veda edeceği günü bilmek… Devrimlerin sökemediği tek ağaç olan darağacı. Dönemin Fransa’sında pardon düzeltiyorum gelişmiş Fransa’sında bir kişinin idama çarptırılması için gereken şeyler neydi? İşlenmiş bir adet suç, bir mahkeme, ünlü Bicetre Hapishanesi, Greve Meydanı, giyotin, halkın kahkahalarla dolu alkış eylemi ve son. Evet hepsi bu kadar. Devlet, 6 yaşında annesiz babasız kalmış bir çocuğa sokakta karnını doyurmak, hayatını en minimalist düzeyde idame ettireceği düzeyde hırsızlık yaparken sadece cezayı düşünüyordu. Yine aynı devlet kürek cezasına çaptırılıp yıllar sonra dışarıya çıktığında mahkûma vereceği kimlikte ‘serbest bırakılmış kürek mahkûmu’ ibaresini bulundurarak çalışmasına engelleyerek mahkûmu suça teşvikten başka bir çare bırakmayıp tekrar kürek mahkumluğuna davet eder. Fırsat tanınmayana, var olan fırsatı da elinden alınana hayata atıl demek tohum tarla vermeden çiftçiden üretim yapmasını beklemekle eşdeğer değil midir? Burada devreye dönüşmek, dönüştürmek ve dönüşebilme imkânı vermek giriyor. Mahkûmun topluma ve sosyal hayata yeniden karışabilmesi, insan onuruna yakışır yaşam sürebilmesi için topluma kazandırılması şarttır. Kısmen iktisattaki sübvansiyonla da ilişkilidir. Devlet, topluma kazandırmak, daha sonraki süreçte daha az
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·261 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
376 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2024 15:35
Dünyayı çocuklara verelim onlar yönetsin sözüne tezat söz konusu güç ve iktidar olduğunda çocukların bile gözünün kararacağını bize gösteren Sineklerin Tanrısı bir iktidar mücadelesini anlatan alegorik kitaptır. Üçüncü dünya savaşından diğer adıyla Atom Savaşından kaçmaya çalışan tamamı erkek ve tamamı Britanyalı çocuklar… Yaş aralığı 6-12 olan bu çocuklar düştükleri adayı okudukları mercan adası kitabıyla özdeşleştirirler. Başlarda bir süre tatlı maceralar, adanın tadını çıkarmalar. Başlarda adaya ve oyunlara kendilerini öylesine kaptırmıştılar ki neden orada olduklarını, kurtarılmaları gerektiklerini unutmuşlardı. Elbette uzun sürmedi. Bu büyülü koca adaya çocuklar sığamamaya başlamışlardı. Bunlar beraberinde lider seçmeyi, kuralları, farklı fikirleri ve tabi ki anlaşmazlıkları getirmişti. İki başrol vardı Ralph ve Jack. Başlangıçta uzlaşmaya çalışan diğer çocuklarda kişilik olarak üstün iki farklı çocuk. Zekasıyla farklı olan fakat geri planda tutulan domuzcuk istemeden de olsa şeytan minaresine demokrasiyi yüklemişti. Kitabın ilerleyen bölümlerinde şeytan minaresinin kırılması demokrasinin avuçlarından gittiğini simgeler. Domuzcuğun gözlüğü, teknolojiyi sembolize etmektedir. Gözlük olmasaydı ateş yakılamayacaktı. Hayatta kalmak ve hayatlarını kurtarmak için ateşe ihtiyaç vardı ateş özgürlük ile bağdaştırılabilir. Kitabın sonunda da koca bir orman yanmış ve bunun sonucunda askerler gelip çocukları kurtarmıştı. O sırada rastlantı ile mi buldular, yoksa ateş sayesinde mi bilinmez; ancak ateşin etkisi olduğu da kuşku götürmez bir gerçektir. Bir süre geçtikten sonra ada da canavar sorunu gündeme geldi, kimsenin somut olarak ispat edemediği ama herkesin bir şekilde varlığına emin olduğu şey canavar değil korkuydu. Jack in gruptan ayrılıp kendi ekibini kurması ve yanında
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma
Eşitiz ama farklıyız
Puan vermedi·288 syf.··
2023 3. kitabı
·
84 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2023 23:52
Merhaba ben ve benim gibi hormonlarının mağduru olan 23- 35 yaş aralığındaki bütün kadınlar. Ve yine merhaba kitabı muhtemelen kız arkadaşının tavsiyesi (baskısı) üzerine okumuş xx kromozomlu karşı cinslerim. Ama asıl olarak gerçekten ilgisini çeken okuyuculara merhaba demek. Uzun bir selam sabah muhabbetinden sonra kitabı ele alıyorum. Kadınlar ve erkekler… Öncelikle şunun üzerine basarak söylüyorum eşitiz ama farklıyız. Böylesine farklı gezegenlere mensup iki farklı cinsin nasıl olurda aynı gezegende bulunup birbirine ihtiyaç duyan bireyler haline gelmeleri akıl işi değil doğrusu. Bu farklılıklar ortaya bazen kaos bazen ise farklılıkların getirdiği mükemmel bir renk cümbüşü serer. İşte tam da bu kaosların kaynağı olan iletişimi ele alan ve gerçekten ilişkileri rayına oturtmayı sağlayan okunmaya değer bir kitap olduğunun ısrarla üstüne basıyorum. Yazar Gray, erkeğin suskunluğunun kadında panik telaş ve korkuya sebebiyet verdiği, kadındaki içe dalgalanmaları da kısa süreli dönemlik bir ruh haline sahip olduğunu erkeğin bu davranışlardan ötürü artık sevilmediğini hissettiği daha birçok kadın-erkek ilişkisinde ki davranış ve düşünceleri ele alarak sağlıklı uzun ömürlü iletişim kurabilmenin mümkün olduğunu sabır, anlayış ve en önemlisi doğru üslupla gerçekleşeceğini bizlere çok güzel biçimde anlatmış. Unutmamamız gereken asıl şeyin bu günkü davranışlarımızın aslında çocuklukta ailemiz tarafından bize çapalandığıdır. Sevgimizi gösteriş şeklimiz, üslubumuz gibi davranışların bize küçüklükten nasıl verildiğiyle alakalı olduğunu biz istediğimiz takdirde düzeltebileceğimizi aktarmıştır. Unutmamak gerekir ki hepimiz bazı süreçlerden geçeriz, istemeden de olsa yanlış anlayıp yanlış davranışlarda bulunuruz. Unutmamalıyız ki onlar erkekler venüsten kadınlar da marstan geldi.
İlişkiler
Erkekler Marstan Kadınlar VenüstenJohn Gray · Altın Kitaplar · 20244,489 okunma