Sümeyye Zeylek

Fakat bir avuç Türk, bütün kıtayı tuttu. Koskoca çölü, yapı ve bahçelerle donattık. Geç kalmıştık. Artık ne Suriye ne de Filistin bizim idi. Rumeli’yi kaybetmiştik. Bir gerçeklik hissi ile değil, bir tarih hissi ile kendimizi zorluyorduk.
Sayfa 41·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Birinci Millet Meclisi’nde Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış, Eskişehirli bir Türk hocasının Türkler gibi “ve” demek yerine, Araplar gibi “vua” dediğini belki henüz unutmamış olanlar vardır.Suriye Filistin ve Hicaz da: -Türk müsünüz? Sorusunun birçok defalar cevabı: -Estağfurullah! İdi. Bu kıtaları ne sömürgeleştirmiş ne de vatanlaştırmıştık.
Sayfa 40·Kitabı okudu
Osmanlı imparatorluğu’nda itibar, azınlığın ayrıcalığı olduğu için ve Türk unsuru ayrıcalıksız olduğu için herhangi bir Müslüman azınlığın çoçuğu olmak, Türk olmaktan daha faydalı idi.
Sayfa 40·Kitabı okudu
Türkleşmiş hiçbir Arap görmedikten başka araplaşmamış Türk e az rast geliyordum.
Sayfa 40·Kitabı okudu
Ben bu büyük imparatorluğun çoçuğuyum. Çıplak İsa, Nasıra’da marangoz çırağı idi; Zeytindağı’nın üstünden geçtiği zaman, altında, kendi malı bir eşeği vardı. Biz Kudüs’te kirada oturuyoruz. Halep’ten bu tarafa geçmeyen şey yalnız Türk kâğıdı değil, ne Türkçe ne de Türk geçiyor. Floransa ne kadar bizden değilse Kudüs de o kadar bizim değildi. Sokaklarda turistler gibi dolaşıyoruz.
Sayfa 40·Kitabı okudu