Suriye’de derlerdi ki eğer Cemal Paşa birisiyle görüştüğü zaman burnunu kaşırsa sürgün düşünüyor, sakalını karıştırırsa affedip etmemeyi düşünüyor demektir. Yalnız bıyık burmasından korkunuz o zaman bu görüşmenin ölüme kadar yolu vardır.
Müse’nin ağıdını hatırlar mısınız? Paris’te her şey unutulmak için eğer on beş gün yeterse, Doğu’da bu, on beş saat bile değildir. Doğu’da ölmemeye bakmalı…
Tren varken Adana’dan beri yayan yürümekte idiler. Üç bin kadar zayıf, soluk ve üstü başı yıpranmış Türk çoçuğu, yorgun argın önümüzden geçtiler. Biliyor musunuz, nereye gidiyorlardı. Aden’e(Yemen)!Hâmid’in mısrasını hatırlıyordum:
-Nereye gitmek istiyorsunuz?
-Ademe(hiçlik, yokluk.)!