#okudumbitti
#GastonLeroux
#Sarıodanınesrarı
#281sayfa
Selam kitap canlar.. Ayy şimdi size büyük bir heyecanla okuduğum ancak sonunda bu muydu ya dediğim bir kitap yorumuyla geldim. Yaniiii şöyle ki kitabın başında katil kim sorusunu aramaya çıkıyoruz ama ortada katil yok Tamam bir saldırı ve saldırı sonucunda ağır yaralı bir hanfendi var ama ölüm yok olayda. Neyse ki ilerleyen sayfalarda katilden artık katil diye değil saldırgan diye bahsediyoruz..
Peki ama kim bu saldırgan.. Şüpeli listesini veriyorum hemen 1ci şüpelimiz şeytan 2ci şüpelimiz tanrı babanın kedisi(şaka değil kasabada konuşulan bu) sonracığıma evin emektarı Jacques baba, hanfendinin nişanlısı biliminsanı bay Darzac, kasabanın hancısı, yeşilli adam ayyy birde şatonun kapıcıları (iki kişi bunlar)
Eh tabii bu kadar şüpeli olunca tahmin etmek zor gibi görünüyor değil mi? Olayı çözmekle görevli yargıç Marguet ve ünlü polis dedektifimiz Frederic Larzan olayı çözebilecek mi, yoksa henüz 20 li yaşlardaki çömez muhabir Joseph Rouletabille olaya bambaşka bir yön mü verecek??
Bir cinayette ya da saldırı olayında faili bulmaya en çok yardımcı olan neydi? Ahaaa Müge Anlının kulakları çınladın hep der ki "bırakın yalan söylesin, o yalan er geç ortaya çıkar, doğru tektir," Acaba bizim çiçeği burnunda muhabirimizde bu yoldan mı gidecek? Son sayfaya kadar merak dozajı hiç düşmüyor. Bu ara adaptasyon sorunu yaşayanlar için iyi bir seçim olabilir bu eser.
"Papazın evi cazibesinden, bahçe de parıltısından hiçbir şey kaybetmemiş"
Kitapta bu cümle o kadar tekrar edilmiş ki artık nerede görsem sarı odanın esrarı kitabının kilit cümlesi diye şakkk diye tanırım.. Birde ben suçluyu en başta acaba o olabilir mi diye tahmin etmiştim. Ama sebep sonuç ilişkisi içerisinde değerlendirince oturtamıyorsunuz kafanızda. Bu anlamda