#okudumbitti
#AyşeKulin
#Nefesnefese
#460sayfa
Selam kitap canlar. Kitabı şuan bitirdim ve sıcağı sıcağına yorum yapmak istedim. Okurken o kadar çok duygudan duyguya geçtim, o kadar çok şey düşündüm ki silinip gitsin istemedim hiçbiri
Nefes nefese adı gibi bir solukta okumak isteyeceğiniz bir kitap. Okuyupta beğenmeyen olmuş mudur acaba diye sordum kendi kendime. Kitabı bitirdiğimde dudaklarımdan dökülen ilk sözcük "gelmiş" oldu kocaman bir tebessüm ve gözyaşı eşliğinde.
3233.... Hepimiz için ne kadar sıradan bir sayı değil mi? Ama hayır bu bir sayı değil, bu acının, çaresizliğin, gözyaşının ifadesi... Bununla ilgili satırları okurken "3233'ün hikayesini okumadan ölmeyin" dedim içimden. Hani şu kitabı okumadan ölmeyin dedikleri gibi.
Çizgili pijamalı çocuk kitabını anımsadım sık sık. 3233 de o kamplardan birindeydi dedim okuyanlar bilirler oradaki insanlık dışı muameleyi.
Sonra Tarık ile Ferit arasındaki dostluğu düşündüm uzun uzun. Hep dediğim birşey vardır benim. Hayatınızda on yıllarca olan biri ile dostluğunuz ortalama bir dostluk olabiliyorken, yeni tanıştığınız biri hayatınızda ciddi anlamda bir dost olabiliyor kısa bir sürede. İşte bunun nasıl olabildiğinin cevabı Tarık ile Ferit'te. Yaşanmışlıklar...
Diğer taraftan Macit'in bir psikolog görüşmesi var ki oradan da çıkarılacak çok dersler var. Özellikle psikoloğun Macit'e verdiği cevaplar neyse birkaç alıntıyla iyi geceler diyeyim
"İçi boşalmış bir adam, bir kadavra! Savaş buydu işte ve eses zafer masada kazanılırdı, meydanlarda değil" siyasetin acı yüzü
"Oysa resepsiyonda çalışan gariban memurlarla dünya politikası ile hiç ilgisi olmayan birkaç kara bahtlı seyyah ölmüştü onların yerine. Bir sürü masum insan kolunu, bacağını, gözünü kaybetmişti" hep öyle olmuyor mu zaten filler tepişir, çimenler
#okudumbitti
#EURİPİDES
#iphigenia'Aulis'te
#İphigenia'Tauris'te
#68sayfa
#72sayfa
Selam kitap canlar. Evde otur otur sıkıldınız mı. O vakit tragedya okuyarak tiyatro gitme zevkini mutlaka tatmalısınız. Ben bu tarz kitaplarla henüz yeni tanıştım ammaa iyi ki tanışmışım diyorum. Okurken hayal dünyanızı zenginleştirdiğini, o sahneleri gözlerinizin önüne serdiğini gördükçe eminim sizlerde seveceksiniz. Ehh gene bir geçkalmışlık hissi ama napalm hiç tanışmamış olmakta vardı değil mi.
Kitabın sunuş kısmında yazardan bolca bahsetmiş. M.Ö 480'de doğmuş. Tabii böyle olunca hakkındaki bilgiler günümüze birkaç değişik varsayımla ulaşmış. Ama sonuçta ulaşmış. Hani 92 eser yazıpta 19 eserinin günümüze ulaştığını okuyunca biraz hüzün duyuyor insan. Birkaç eserini daha okuyacağım. Çünkü çok güzel. Hani tiyatroda izlerken kaçırabileceğiniz cümlelerin altını çizme zevkini bulabilmek açısından da bence tiyatro metinleri okunmalı. Bakalım hangi cümleler takılmış bu kez oltamıza. Yorum yapmanın da bu yönünü seviyorum. Dönüp tekrar o cümleleri tekrar etme, dolayısıyla daha kalıcı olmasını sağlıyor. Tabiki birde dönüp bakabilme imkanı kitapla ve hoş kalın
"Komutan sağduyulu olmalıdır ve bir ülkeyi ancak sağduyulu hareket edenler yönetebili" vayyy dedim M.Ö 480'de doğmuş biri söylemiş bu sözü
"Çocuk doğurmak korkunçtur ve bütün annelerin içgüdüsüdür çocukları için acı çekmek"
"Yiğitler tehlikeyi göze alırken korkaklar hiçbir işte başarılı olamaz" Ehh doğru söze ne denir
"Tehlikeler gençleri yollarından alıkoymamalı"
"Herkesin hayali ortaktır, ama zenginlik hırsı kimilerinde ölçüsüzken kimilerinde aşırıya kaçmaz"
"Aptallıktan da ölümden de kurtulamazsın"
"Kardeşliğimiz aynı kana değil sevgiye dayanıyor" bunu tiyatro sahnesinde de duysam kaçırmazdım. Çünkü hep derim bende kan bağı değil can