Ölüm gercek, ölüm döşeği tabu,
Cenaze ortak, yas bireysel.
Peki ölüm herkesi eşitler mi?
Eşitlikten kasıt nedir? Evet hepimiz toprağın altında eşitleneceğiz ama ya cenaze törenlerimiz, misafirlerimiz bunlarda eşitlenecek mi?
Kitapta farklı sosyal sınıflara ait beş ailenin ölen bireylerinin cenaze torenleri anlatılmış. Kitap bittiğinde bir boşluk oluyor. Ne okudum ben, ne anlamalıyım, ne demek istedi gibi birçok soru aklının bir köşesinde kalıyor. Biraz melankolik bir havası var kitabin. Ama her sayfada kendimizi çevremizi sorguluyoruz.
Benim belkide en çok etkilendiğim kısımlar, her cenaze töreninde de ortak olan, gelen misafirlerin tavırları oldu. Yani yasın bireysel olduğu, cenazemiz ne kadar kalabalık olsa da acı çekenler sadece birkaç kişiden ibaret olduğu.
Ona olan aşkımı 'asla sözcüklere dökememiştim,' ama eğer bakışların da bir dili varsa, dünyanın en aptal insanı bile onun için deli divane olduğumu anlayabilirdi.
Onun ayağının altındaki toprağı, başının üzerindeki havayı, dokunduğu her şeyi ve ağzından çıkan her kelimeyi seviyorum. Her bir tavrını, her bir davranışını, bastan aşağı, tepeden tırnağa her şeyini seviyorum.