İnsan en dipteyken, nefesi kesilmiş, dalgalarla boğuşurken, içi paramparça olmuşken…
Etraf birden “pozitif ol”, “şükret”, “bırak gitsin”, “güçlü dur”, “böyle düşünme” diye akıl vermeye başlıyor. Herkes reçete yazıyor, herkes çözüm satıyor. Ama o sırada söylenen her güzel söz, her mantıklı öğüt… Daha çok ağırlık. Daha çok gürültü.
Boğulan biri önce havaya ihtiyaç duyar, kıyıya çekilmeye. Nefes alacak bir an, susacak bir sessizlik.
Yüzme teknikleri sonra konuşulur.
O an sadece yanında dur, elini tut, bırak nefes alsın.
Gerisi… zaten kendiliğinden gelir.