Sevgican

Sonsuz yinelenme! O akşam karanlıkta rıhtımın ucunda durup bulanık, baştan çıkarıcı denize bakarken şunu anladım: Bunun sonu gelmeyecekti, benim için; cezam daha yeni başlıyordu. Bu kez özgürlükle cezalandırılmıştım. Özgürlük! Ne düşünce! Sözcüğü duymak bile bende ürpertiler yaratıyordu. Özgürlük, biçimsiz ve yakalanamaz, evet, cezamın aslı buydu. On korkunç yıl özgürlüğü özlemiştim, onu düşünerek yemiş, uyumuş, içmiş, yüreğim çarparak, gözlerim yerinden fırlamış, bitkin bir abazan gibi soluyarak, kapıların sonuna dek açıldığı ve özgür bırakılacağım o olağanüstü anı düşünerek ranzamda uzanmıştım, ve şimdi o an gelmişti ve bekleyen şeyler beni korkutuyordu. Özgürüm, diyordum kendime ama bu neyi gösteriyordu bu amaçsız özgürlük bana bir yüktü Geçmişi unut yitik benliklerimi geri getirme umutlarından vazgeç Her şeyi kendi haline bırak bırak hepsi uzaklaşsın öyle mi Sonra yepyeni bir şey olayım yapışkan bir sürü faseta gözü ve ıslak kanatları olan titrek bir şey Sarhoş gibi gerilerek uçmaya çalışan garip bir yaratık bu muydu başka bir benliği çağırmak gibi daha zor bir görevi üstlenmeden önce düşleyip var etmem gereken şey Gözlerimi kapadım Zavallı beynim zonkluyordu ne yapacağımı bilemiyordum ilerlesem mi geri mi dönsem yoksa sonsuza dek burada mı kalsaydım o an döndüm ve ağır adımlarla kente yöneldim her zaman olduğu gibi aklım karışmış yitik ve yalnız
Sayfa 211
Edebiyat
Reklam
Sonsuz yinelenme!
Bir şeyin sonuna gelmişim, bitmekte olan bu uzun gün benim göreceğim böyle günlerin sonuncusuymuş inancına kapıldım. Peki, sonra ne gelecek? Rüzgârın içinden sesler konuşuyordu, ölü sesler. Siyah, kabaran suya bakarak, nasıl olacağını gözümün önüne getirdim, düşünmeden bir adım atmanın, sonra dalmanın ve battıkça artan sessizliğin. Garip: Kendimi öldürmeyi ciddi ciddi hiç düşünmemiştim, adamların sık sık, çarşafları düğümleyerek yaptıkları iplerin ucunda hücrelerindeki su borularından asılı bulunduğu ceza-çevinde bile. Ama daha önce yitirmeyip de şimdi, yitirecek neyim vardı, yaşamın kendisinden başka, ve benim için bunun değeri neydi? Korkaklık, kuşkusuz, düpedüz korkaklık, beni yanı sıra sürükleyeceğine güvenilebilecek bir dost, ama korkaklığın bile daha güçlü, daha dayanılmaz güçlere boyun eğeceği zamanlar var. Yine de bunu yapmayacağımı biliyordum; bir an bile yapabileceğimi düşünmedim. Bu bir biçimde nasılsa ölü olduğum, ya da yaşam ve umuda giden yeni bir yol bulmayı beklediğim için miydi? Yaşam! Umut! Beni yaşatan şeyin böyle bir şey olması gerekti. Bitmemiş bir iş, ödenmemiş bir borç - evet, bu da var kuşkusuz, hepimiz biliyoruz. Ama bunun ötesinde başka bir şey daha vardı, ne olduğunu bilmiyordum. Her ne idiyse ya da ise! -basit ama göremeyeceğim kadar büyük olmalı, gökyüzü kadar büyük: bu gizi herkes biliyor, benden başka. Geriye dönüp baktığımda, her şey kaçınılmaz görünüyor, sanki gerçekten de her şeyin altında bilinmeyen ve bilinemez bir gücün kımıldatmadan tuttuğu gizli bir yapı varmış gibi.
Sayfa 210
Edebiyat
Ben ondan dürüstlük istemiş miydim istememiştim Bence gerçek çok abartılmış bir nicelik Sorun da kısıtlı olması gerçeği söylediğinizde bu onun sonu oluyor öte yandan yalanlar her şeyi karmaşıklaştırıp onları kendi içlerinde düğümleyerek yaşamın dokusunu kalınlaştırarak hiç beklenmedik yönlere doğru dallanıp budaklandırıyorlar. Yalan sıkıcı bir sözcüğü daha ilginç yapıyor yalan söylemek yaratmaktır Ayrıca uydurma şeyler daha eğlenceli ve yalancılar daha uzun yaşıyor Evet evet ben büyük yalanlara inanıyorum.
Sayfa 206
Edebiyat
Bu güzel dünya ve üzerindeki tek leke bizdik biz ya da yalnızca ben mi Bazen dünyanın sanki gizemli soğuk ve yapışkan bir şeyin dokunuşundan kaçıyor gibi benden uzaklaştığı duygusuna kapıldığını sanıyorum
Sayfa 203 - Telos
Edebiyat
Onun durumunun benim hatam olduğu, daha doğmadan önce beklentilerimle ona zarar verdiğim, büyük umutlarımın, artık onun dışarı çıkıp bizlerden biri olması için çok geç olana dek kendi kabuğuna çekilmesine neden olduğu düşüncesinden hiç kurtulamadım. Kendime ne dersem diyeyim, umutlarım vardı. Ne umutları? Sanki oğul yalnızca var oluşuyla babanım günahlarını soğurup, bağış-layabilir gibi, onun beni kurtaracağının mı? Ona vermekte direndiğim tumturaklı ad bile - Vanderveld! aman Tanrım, annemin halkının adı - bu bile onu engellemiş olması gereken bir ağırlıktı
Sayfa 200 - Telos
Reklam