Sevgican

Buradan olma hem de olmama kendimden uzaklaşma duygusunun baskısına uğradım her zaman bir yerlerde başka bir Benim var olduğuna inanmışımdır benim daha gerçek bir kendimin Belki de bir başka gerçeklikte nesneleri gerçekten gerçek olduğu bir yerde büyük ve akıl almaz görevleri erek edinmiş daha ağırlıklı benden çok daha ciddi biri galiba Onun için orada Onun çoğul dünyalarının birinde ben bir yaz günü düşüncen bir bulutun gölgesi ya da bir rüzgar esintisinden ya da sazlıktan güneşin arttığı sığlıklarda havada kanat çırparak birden uçuşa geçen bir yusufçuk gibi göze ilişiveren görüş alanının ucundaki bir ışıltıdan başka bir şey olamazdım. Şimdi ise benden tümüyle Kurtulmuş doğum yerimde kendi yokluğumun ortasında dururken küçük bir dua mırıdandım ve dedim ki Ah gerçekten oradaysan akıllı kardeşim daha gerçek gerçekliğindeysen beni düşün olanca ilgini bana çevir kısacık bir an bile olsa ve beni de gerçek yap (Kuşkusuz zaman zaman bu öteki benliği, benim da-ha iyi olan parçam değil, daha kötü olan parçam olarak düşündüğüm de oluyor; eğer o kötü olansa, şeytansı, yi-tik ikizimse, ben ne oluyorum? Bu gitmeye kalkışmaya-cağım bir yol.)
Sayfa 195 - Telos
Edebiyat
Reklam
Bu çocuk ben olabilir mi? Kuşkusuz o masum geçmişle acımasız şimdiki zaman arasında bir yerlerde, beni beklediğini sandığım bütün güzel şeylere hevesle elimi uzatmış koşarken geride bıraktığım o çizgide, ben ne olduğunu anlayamadan bir şey kopmuştu. O halde kimdi o, merak ediyorum, o aşınmış ucu yerden alan ve kendi kendine sessizce kıkırdayarak, hızla peşime düşen?
Sayfa 194 - Telos
Açık yerlerde hiç rahat edemiyorum hep yerden ya da havadan gelecek bir kötülüğün benim alaşağı edeceği ya da daha kötüsü beni baş döndüren bir hızla gökyüzüne fırlatacağı beklentisini taşıyorum o saydam ama içine girilmezliği tatlı maviliğindeki o yanıltıcı zararsız görüntüsüyle gökyüzünden hep korkmuşumdur.
Sayfa 193 - Telos
Boş pencereler Lekesiz gökyüzü ve garip biçimde düzenlenmiş yeşilliklerle dopdolu dünyaya nasıl da asık bir suratla bakarlar. .
Sayfa 192 - Telos
Arkasından Baktım ama kendimi gördüm
kocaman, çökmüş, perişan, domuz balığı gibi pelteleşmiş, yakışıksız kaçan beyaz giysilerimle, kolları bacakları cansız, ağzım açık ve bol paçalarım uçuşarak, cebimden sarkan cin şişesiyle, görünmez bir darağacından sallanarak rüzgârlı yolda acı içinde duran birisi. Neden böyle sarsılmıştım, bilmiyorum. Üzerime, bu günlerde artan sıklıkla yaşadığım ve beni korkutan, nerede olduğumu bilememek duygusu çöktü. Sanki us ve beden birbirinden kopmuş, ya da mutlak asıl ben bir nokta kadar küçülmüş, benden geride kalanı, yere düşmeden önceki kesilmiş bir ağaç gibi kocaman ama ağırlıksız, büyük bir askıda sallanır bırakmıştım. Belki de sonunda böyle delireceğim, belki de sonunda böyle parçalara ayrılacağım ve kendimi sonsuza dek yitireceğim. Bu nöbet, eğer bu durumu an-latmak için çok ağır kaçmazsa, her zaman olduğu gibi azalan bir duyguyla, sanki büyük, yumuşak, pamuk kaplı bir yumruk yemişim ve nasılsa dişlerim kenetlenmiş orada dururken bile kendi içimden fırlayıp çıkmışım gibi bir yalpalamayla geçti. Gözlerimi kırpıştırarak, kuşkuyla çevreme bakındım; buradan tümüyle değişik bir yerden gelmiş gibiydim. Her şey yerinde duruyordu, çitlerin ardındaki çatı, zıplayarak giden yaşlı adam ve Billy'nin arabada kımıldamadan duran simsiyah ensesi, sanki hiçbir şey olmamış, sanki nesnelerin aldatıcı düzlüğünde şu yarık hiç açılmamış gibi. Ama ben dünyanın takındığı bu masum görünüşü biliyorum; altında yatanı biliyorum.
Sayfa 191 - Telos
Edebiyat
Reklam