Bilinmeyen bir kadının mektubu, Stefan Zweig'tan okuduğum ilk kitaptı. İlk (başlangıç) olarak iyi bir kitap olduğunu düşünüyorum. Asla son olmayacak. Akıcı ve bir oturuşta bitirilebilecek bir kitaptı. Sürekli bir yerlerden ismini ve beğenildiğini duyduğum için merak ederek aldım. Bu yüzden başlamadan önce kitaba olan beklentim çok fazlaydı. Beklentimi tam karşılayıp karşılamadığını bilmiyorum. Ama akıcılığı, anlatımı ve konusuysa gayet iyiydi.
Kitabın konusu ünlü yazar Bay R'nin kendisine gelen mektupların arasından dikkatini çeken "Sana, beni asla tanımamış olan sana" ile başlayan mektubu okumasıyla başlar. Bay R'ye 13 yaşından beri aşık (takıntılı) olan bir kadının 30 yaşına kadar bunu saklaması ve çocuğunun ölümünden sonra 2 düzineden oluşan bir mektupla en baştan her şeyi itiraf eder.
=Spoiler=
Bu aşkını Bay R'den olan çocuğunun ölümü ile bir mektup yazmaya başlar. 13 yaşında Bay R'nin apartmanlarına taşınmasıyla başlayan ondan sakladığı platonik aşkını, geçirdikleri bi gecede olan çocuklarını ölmeden önce ona yazdığı mektupla itiraf eder. Çocukluğundaki o adama karşı olan rahatsızlık verici takıntısını ölene kadar devam ettirir. Kadın fark edilmediği, ve sevilmediği için tanınan bir adamdan sevgi görmek, fark edilmek ve tanınmak ister. Bunun için sürekli olarak Bay R'nin karşısına çıkıp onunla bir gece geçirip, kendisini sevmesini ve tanımasını bekler. Bay R'ye karşı olan, hastalık derecesine kadar gelen takıntı ve saplantısının, kendini sevdirme çabasının, çocukluğunda ebeveynlerinden sevgi ve ilgi görmemesi ile bağdaştırmak olağan.