Şimdi siz, evlat sahibi anne-babalar!..
Bir kere düşününüz. Kendi vicdanınıza danışarak bir karar veriniz. İçinde bulunduğu aile çevresi ve havası çocukların kişiliklerinin sağlıklı bir şekilde oluşmasında ne derece olumlu dur?
Çocuklara, “Yalan söyleme, yaramazlık yapma, bu hareket kötüdür, nefret uyandırır, günahtır.”
gibi nasihatlerde bulunurlar ama bu nasihatleri veren kişiler birbirlerini aldatırlar.
Çocukları aldatırlar ve yine çocuklara “Kimseyi incitmeyiniz, nezaketli ve terbiyeli olunuz.” derler.
Ancak kendileri bu kurallara uymayı düşünmezler.
Çocuklar aldatılmayı çabuk fark ederler. Önce hayret ederler. Anne babalarının kendilerine kötü ve günah diye gösterdikleri şeyleri nasıl olup da bizzat kendilerinin işlediklerini anlayamazlar.
Sonuçta kendilerinde şu kanaat oluşur:
“Anne-babalar böyle söyler, başka türlü davranırlar!”
Bu nedenle anne-babanın sözlerine karşı çocukların güveni kalmaz. “Şunu yapın, bunu yapmayın.” türünden nasihatlere artık aldırış etmemeye başlarlar.