"Kim bekliyor seni?Esaret ve belki de ölüm,başka hiçbir şey beklemiyor seni.Uyan Ferdinand,hisset lütfen,sen özgürsün,tamamen özgür,hiç kimse seni istemediğin şeylere zorlanamaz,hiç kimse sana emredemez;duyuyor musun,sen özgürsün,özgürsün,özgürsün!Bunu sana bin kez söyleyeceğim,on bin kez söyleyeceğim,her saat,her dakika,özgür olduğunu sen de hissedinceye kadar söyleyeceğim.Sen özgürsün!Sen özgürsün!Sen özgürsün!..."
Doğa bizi yasalarındaki ahenge,uyuma öyle bir alıştırmıştır ki,onun görmeye alışık olduğumuz uyumundaki en ufak bir kayma bizi tiksindirici,korkutur;bu nedenle Yaradan'ın her hatası yanlış yaratılmış bu varlığa karşı-her ne kadar bir haksızlık ise de ne yazık ki çözümü yoktur-içimizde öfke uyandırır.Daha da kötüsü tiksintimizi onu özensiz yaratana değil,hiçbir suçu günahı olmayan eserine yöneltiriz.
Şimdiye kadar hiç kimseye söylemediklerini,hatta kendilerine bile itiraf edemedikleri şeyleri birbirlerine anlatıyordu bu iki yalnız insan,oysa birbirlerini doğru dürüst tanımıyorlardı bile.Fakat birinin yüreğinden kopan çığlık diğerinde karşılık buluyordu,çünkü onların acıları akrabaydı.