Çok fırtınalı musibet dönemlerinden başarıyla çıkan Sahabe Efendilerimiz şunu söylemişlerdir: "Acılara sabrettik kazandık, fakat nimetlere şükredip kazanabildik mi, iste onu bilemiyoruz."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hicretin ilk yıllarında Efendimiz (sav) halka namaz kıldırken, bazı kimseler açlık sebebiyle kıyam sırasında yere yıkılırlardı. Bunlar Ashab-ı Suffe idi. Medine'de misafir olarak bulunan bazı bedeviler, onlara akilsiz gözüyle bakarlardi. Efendimiz (sav) namaz bitince onların yanına uğrar ve şöyle derdi : " Eger bu çektiğiniz sıkıntı sebebiyle Allah indinde elde ettiğiniz mükafatı bilseydiniz, fakirlik ve ihtiyaç yönüyle daha büyük bir imtihan dinlerdiniz."
Insanın ileride başına gelecek musibetleri bilmiyor olması da büyük bir nimet ve rahmettir. Şayet bu kederli vakitler önceden bilinseydi, musibeti beklemek, o musibetin kendi ağırlığından kat be kat daha yıpratıcı olurdu.